YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14411
KARAR NO : 2011/1358
KARAR TARİHİ : 21.02.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 10.08.2003-30.12.2005 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitiyle işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, davalıya ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak 10.08.2003-30.12.2005 tarihleri arasında sürekli çalıştığının tespiti ile bir kısım işçilik alacaklarının işverenden tahsilini istemiştir.
Mahkemece istemin kabulü ile davacının dava konusu sürelerde davalı …’in ortağı olduğu Limited şirket nezdinde çalıştığının tespitine, ve yazılı işçilik alacaklarının işverenden tahsiline ilişkin hüküm verilmiş ise de bu sonuç aşağıda ki nedenler gereği doğru değildir.
Davacının işvereninin … Tarım Oto Petrol Nakliyat Gıda Sanayi Limited Şirketi olduğu halde davanın temsilcide yanılma sonucu … hakkında açılması doğru değil ise de davaya limited şirketin vekili aracılığı ile devam edildiği açık olmakla dava da taraf teşkilinin bu şekilde sağlandığı ortadadır.Ancak hakkında hüküm kurulan işveren şirketin HUMK’nun 388.maddesine aykırı olarak karar başlığında gösterilmemesi hatalı olmuştur.
Öte yandan hizmet tespitine yönelik davaların kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Yasal dayanağı 5510 sayılı Yasanın 86.(506 Sayılı Yasanın 79) maddesi olan bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin, işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin o dönemde gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli, daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de çalışmanın konusu, niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli ve dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde çalışan işyerinde kayıtlı bordro tanıkları yada komşu ve yakın işyerlerinde çalışan kayıtlı tanıklar olması sağlanarak çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-532, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579, 2004/21-479-578 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda ise, davacının davalı şirkete ait işyerinde cola dağıtım işinde çalıştığına ilişkin iddiası yönünden yukarıda açıklanan şekilde bir inceleme yapılmadığı ortada olup bu dönem de işyerinden verilen bordolar dosyaya eklenmeden , kayıtlı olup olmadıkları belli olmayan tanık beyanları ile sonuca gidildiği ortadadır.
Yapılacak iş,yukarıda açıklandığı şekilde inceleme yapılmakla birlikte özellikle işverence SGK’na dava konusu dönem yönünden verilmiş dönem bordoları Kurumdan istenerek(dosyaya ekli denildiği halde dosya içersinde bulunmadığı görülmekle) bu bordrolarda kayıtlı, davacı ile aynı dönemde birlikte çalışmış tanıklar saptanarak, bu tanıkların bilgilerine başvurmak, bordo verilmemiş ise işverene komşu işyerlerinin kayıtlarına geçmiş kişileri veya benzer işi yapanların kayıtlarına geçmiş kimseleri tespit edip, kayıtlarını isteyerek dinlemek ve tüm deliller toplandıktan sonra delilleri takdir edip gerektiğinde bilirkişi raporu da alarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı işverene iadesine, 21.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.