Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/1450 E. 2011/2807 K. 28.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1450
KARAR NO : 2011/2807
KARAR TARİHİ : 28.03.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, primleri icra yolu ile alınan 16.10.1972-10.4.1973,1.1.1974-1.7.1986 ve 1.3.1989-30.1.2002 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalı olduğunun tesbitine,1.2.2002 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına,maaş alacağının yasal faiziyle birlikte,tahsiline 1.2.2002-30.1.2007 tarihleri arasında Kurumca tahsil edilen 500.00 TL prim ödeme tarihlerine göre yasal faiziyle birlikte Kurumdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal gerektirici nedenlere göre, davalı Kurum vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı primleri icra yolu ile alınan sürelerde de 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalı olduğunun tespiti ile 1.2.2002 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına, bağlanan yaşlılık aylıklarından fazlaya dair hakları saklı tutularak 1.000,00 TL nin ve de 1.2.2002-30.1.2007 tarihleri arasında Kurumca fazladan tahsil edilen primler nedeni ile de fazlaya dair hakları saklı tutularak 500,00 TL nin yasal faizi ile Kurumdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, istemin kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının 26.12.1972 tarihli talebi ile 16.12.1972 tarihinden itibaren Ayakkabıcılar Odası (Dernek) kaydına dayalı olarak Kuruma tescilinin yapıldığı, Oda kaydının 16.10.1972-10.4.1973, 31.12.1984-5.1.2001 tarihleri arasında, vergi kaydının ise 1.1.1974-30.6.1986 ve 1.7.1989-30.1.2002 tarihleri arasında olduğu, Kurumca oda kaydı bulunmadığı için geçersiz sayılan 10.4.1973-20.4.1982 tarihleri arasındaki süreye ilişkin primlerin Manisa 1. İcra Müdürlüğüne ait 1990-5233 takip sayılı dosyası ile tahsil edildiği, davacının 31.1.2002 tarihli tahsis talebinin 25 yıl süre şartı oluşmaması nedeni ile reddedildiği, 22.1.2007 tarihli 2. tahsis talebi üzerine Kurumca kabul edilen 16.10.1972-410.4.1973 ve 20.4.1982-22.1.2007 tarihleri arasındaki sigortalılık süresi ile 1.2.2007 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının primleri icra yolu ile alınan sigortalılık süreleri ile birlikte 1. tahsis talep tarihinde 9,76 TL lik cüzi bir prim borcunun dışında Kuruma prim borcunun da olmadığı görülmektedir.
Davacının, 31.1.2002 tarihli ilk tahsis talep tarihinde, MK’nun 2. maddesi gereğince primleri icra yolu ile alınan süreler ile birlikte 25 yıllık sigortalılık süresi dolmuş olup, 9,76 TL’lik cüzi nitelikteki prim borcu dışında başkaca borcu olmaması nedeni ile mahkemenin 1.2.2002 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığına ilişkin kabulü doğrudur. Ancak, davacının 1.7.1989 tarihinden itibaren devam eden vergi kaydına dayalı olarak çalışmasına devam edip etmediği araştırılmadan ,1.2.2002-20.1.2007 tarihleri arasında ödediği primlerinde Kurumdan tahsiline karar verilmiş olması isabetsiz olmuştur.
Gerçekten, davacının 1479 sayılı Yasının Ek 20. maddesi gereğince yaşlılık aylığı bağlanmasından sonra çalışmaya devam ettiğinin tespiti halinde çalıştığı süreye ilişkin Kurumca hesaplanan sosyal güvenlik destek primi kesintisi karşılıklarının ödediği primlerden indirildikten sonra varsa kalanının davacıya iadesi gerekeceği açıktır.
Yapılacak iş, davacının ayakkabı imalatı işi nedeni ile 1.3.1989 tarihinden itibaren 847003201 vergi sicil numarası ile devam eden vergi kaydının 31.12.2002 tarihinden itibaren devam edip etmediğinin yöntemince araştırılmasından sonra kaydın devam ettiği tarihe kadar Kuruma ödenmesi gereken sosyal güvenlik destek primi kesinti miktarını Kurumdan sorulup varsa artanı yönünden davacının istemi de dikkate alınarak karar verilmesinden ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.