Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/1495 E. 2011/3213 K. 07.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1495
KARAR NO : 2011/3213
KARAR TARİHİ : 07.04.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, sigorta kayıtlarında yanlış yazılan isminin düzeltilmesi ile hizmetlerinin kendisine ait olduğunun tespitine, hak ettiği aylıkların ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı adının … olmasına rağmen 1975-1981 tarihleri arasındaki bazı işverenler nezdinde geçen çalışmaların kendisine ait sigorta sicil numarası üzerinden bildirildiği halde adının …,…,… olarak geçtiğini, ileri sürerek sigorta kayıtlarında bu isimlerle yapılan çalışmaların kendisine ait olduğunun tesbiti ile isim yanlışlıklarının düzeltilmesini ve 1.3.2005 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulü ile … sigorta sicil numarası ile işlem gören evraklardan hizmet dökümlerinde …,…,… olarak yazılı isimler karşısında bulunan hizmetlerin davacıya ait olduğunun tespiti ile ,1979/1 döneminden 1982/1 dönemine kadar olan çalışmaların yaşlılık aylığı hesabında sayılmasına karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının … ve …’den olma 1.1.1950 doğumlu … nufusuna kayıtlı … olduğu ilk kez 1.7.1973 tarihinde … Kollektif Şirketi ne ait iş yerinde işe girdiğini gösterir 26.7.1973 tarihli giriş bildirgesinin bulunduğu bu bildirgede davacının adının nufus kaydına uygun olarak … olarak yazıldığı ancak ,1976/2 döneminden itibaren sigorta sicil numarasının … olmasına rağmen sigortalı adının bazen …,bazen … bazende … olarak geçtiği görülmüştür.
Bu tür aidiyet davaları kamu düzeni ile ilgili olduğundan mahkemece yapılan araştırmanın yanında çalışmaların başka bir sigortalıya ait olup olmadığı noktasında titizlikle inceleme yapılması ve toplanan delilerle hiçbir kuşku ve duraksamaya yol açmayacak şekilde hizmetin gerçekte kime ait olduğunun saptanması gerekir.
Somut olayda; mahkemece 1.1.1979 tarihli giriş bildirgesinde yazılı kimlik bilgilerine göre 1950 doğumlu … adında bir şahsın olup olmadığının ilgili Nüfus Müdürlüğünden araştırılmadığı,bu konuda zabıta araştırması yapılmadığı, eksik inceleme ve araştırma ile sonuca gidildiği açıkça ortadadır.
Yapılacak iş; davacının kayıtlı bulunduğu ilgili Nüfus Müdürlüğü’nden 1.1.1950 doğumlu … oğlu,…,… ve … isimli kişilerin nüfusta kayıtlı olup olmadığı sorularak varsa nüfus kaydının getirtilip bu kişilerin varlığının tespiti halinde dava onunda hak alanını ilgilendireceğinden yöntemince davaya katılımının sağlanması için davacıya önel vermek, davaya karşı beyanı alınıp bildirdiği deliller toplanarak çıkacak sonuca göre karar vermek, böyle bir kişinin bulunmadığının anlaşılması halinde ise şimdi olduğu gibi davanın kabulüne karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 7.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.