Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/1498 E. 2010/11694 K. 29.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1498
KARAR NO : 2010/11694
KARAR TARİHİ : 29.11.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, Kurum kayıtlarında 1926 doğumlu … (…) ya ait bildirimlerin kendisine ait olduğunun tespiti ile yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Davacı, hatalı olarak ablası 1926 doğumlu … (…)ya ait nüfus kaydının kullanılması sonucu kendisine ait olan hizmetlerin 1926 doğumlu … adına göründüğünden bu hizmetlerin kendisine ait olduğunun tesbiti ile 21.9.1999 tarihli talebine göre yaşlılık aylığı bağlanmasını istemiştir.
Mahkemece istemin kabulü ile, … ve SGK kayıtlarında 1926 doğumlu Şaban ve Hatice’den olma …. (…) ye ait bildirimlerin davacı 1942 doğumlu, …’dan olma ….’ye ait olduğunun tesbiti ile birleştirilmesi gereken her iki SGK’na ait prim ödemelerinin 3131 gün … , 285 gün Zorunlu SSK ve 1740 gün İsteğe Bağlı SSK olmak üzere toplam 5156 gün olduğunun tesbitine ve davacıya 1.10.1999 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacı, … ve …dan olma 18.1.1942 doğumlu Sivas ili, Merkez-Beştepe Köyü nüfusuna kayıtlı …. olup, dava dışı anne ayrı ablaı …ve Hatice’den olma 1.7.1926 doğumlu Sivas ili, Beştepe Köyü nüfusuna kayıtlı … (…) …’un bulunduğu, 1.7.1926 doğumlu …nin 20.8.1989 da evli iken öldüğü, mirasçılarının davaya yötemince dahil edilmedikleri gibi, davacının dosyaya ibraz ettiği ve kendisine ait olduğunu ileri sürdüğü ilkokul diploması, sürücü belgesi, ikamet senedi gibi tüm belgelerinde 1926 doğumlu …’ye ait olduğu gibi, SGK kurumlarında yer alan hizmetlere ait tüm kayıtlar ve bildirimler de 1926 doğumlu … adına kayıtlı olduğu görülmektedir.
Bu tür davalarda gösterilmesi gereken özen gereğince, sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle gerek Sosyal Güvenlik Kurumunda, gerekse davacıın çalıştığı tüm işveren yanında bulunan ve davacının imzası ile fotoğrafını içeren ücret tediye bordrosu ve bildirge gibi tüm belgeler ayrı ayrı getirtilip, davacıya aidiyeti yönünden imza ve fotoğraf incelemesi yapılmalı, işyerlerinin kapsam ve niteliği araştırılarak kayıtlara geçmiş tanıklar dinlenmeli, nüfus kayıt bilgileri ayrı ayrı karşılaştırmalı olarak istenilip bu çalışmaların davacıya ait olup olmadığına hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ve her türlü delille araştırılarak sonuca gidileceği Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamaları gereğidir.
Somut olayda, SGK’na 1926 doğumlu … adına bildirilen 1991-1992 yılları arasında kalan 285 günlük zorunlu sigortalılık süresi, 1926 doğumlu …nin ölüm tarihi oan 20.8.1989 dan sonraya ait ise de, davacının 20.4.1982 tarihinden başlayan ve kendisine ait olduğunu belirttiği 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalılığına ilişkin hizmetleri yönünden, aidiyet incelemesi gerektiği gibi yapılmamış olup, dava dışı ölü 1926 doğumlu …’nin mirasçıları da hak alanları doğrudan ilgilendirdiği halde yöntemince araştırılarak davaya dahil edilmedikleri açık olup, kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğu ortadadır.
Yapılacak iş, öncelikle, Şaban ve Hatice’den olma 1.7.1926 doğumlu … (…) Durmuş’un varsa mirasçılarını davaya dahil etmek için davacıya süre verilip varsa mirasçılarını davaya katılmaları sağlandıktan sonra davacı ile 1926 doğumlu …’nin tüm nüfus aile kayıt tabloları da dosyaya eklenmeli ve davacının uzun yıllar bir başkasının kimliği ile yaşamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu da dikkate alınarak bunun nedenleri dahi re’sen yapılacak araştırma ile tespit edilip, davacının kendisine ait olduğunu ileri sürdüğü 1479 sayılı Yasaya tabi faaliyeti yönünden de , bu faaliyete esas Belediye, Vergi Dairesi gibi resmi kurumlarda bulunan imzalı belgeleri istenilip, bu belgeler üzerinde yapılacak imza incelemesi ile, bağımsız çalışmanın davacıya ait olup olmadığı dahi yöntemince araştırıldıktan sonra oluşacak sonuç gereğince karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, açıklanan bu yönler üzerinde durulmaksızın yukarıda belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmaksızın ve taraf teşkili de sağlanmaksızın yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 19.9.2007 gün ve 2007/21-600 E, 2007/604 K. sayılı kararı da aynı yöne ilişkindir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 29.11. 2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.