Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/1798 E. 2011/1507 K. 22.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1798
KARAR NO : 2011/1507
KARAR TARİHİ : 22.02.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının ve davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava işkazasına uğrayan davacının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulü ile 6269,00 TL maddi ve 20.000,00-TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacının iş kazası sonucu % 11,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı olayda davacının % 30, davalı işverenin % 70 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
B.K’nun 47. Maddesinde hakimin bedensel bütünlüğün bozulması halinde olayın özelliklerini göz önünde tutularak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Bedensel bütünlük eş deyişle vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasızdır. Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.6.1966, 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebilir. Bu nedenle hakiminin kararında bu özellikleri objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı , olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)
Öte yandan davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi nedeniyle, yargılama giderleri bölüştürülürken davacı tarafça yatırılan başvurma harcı ve peşin harcında kabul ve ret oranında bölüştürülmesi isabetsizdir. Gerçekten iki tarafın kısmen haklı çıkması halinde yargılama giderlerinin paylaştırılacağına ilişkin HUMK’nun 417/1 maddesindeki düzenleme yargılama harçları için uygulanmaz. Çünkü davanın reddi hariç harç daima davalıya yüklenir. Zira harç zaten haksız çıkılan oranda hüküm olunur. Yani mahkûm edilen miktara göre verilir. Bu nedenle reddedilen dava bölümü için ayrıca ret harcı verilmez. Hal böle olunca da dava açılırken yatırılan harç giderinden, davanın tamamen reddi hariç yalnızca davalının sorumlu olacağı açıktır.
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına 13.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 20.000,00-TL’sına hükmedilmesi davacının yargılama sırasında 13,10 TL ve 15,60 TL başvuru harcı, 13,50 TL nispi karar ve ilam harcı, 341,20 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 383,40 TL harç yatırdığı halde yatırılan harç miktarının 28.80-TL olduğunun kabulüyle davacının yatırdığı peşin harcın eksik hesaplanarak ve harcın yargılama giderleri içine katılarak harçtan davacınında sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümüyle silinerek yerine, “1-Maddi tazminat isteminin KABULÜ, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile,
6269,00 TL maddi 13.000.00-TL manevi tazminatın 21/05/2005 olay tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazla talebin reddine.
2-Alınması gereken 1040,52 TL nispi karar ve ilam harcından peşin ve ıslah ile birlikte alınan toplam 354,70 TL harcın mahsubu ile kalan 685,82 TL nispi karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından peşin ve ıslah ile birlikte yatırılan toplam 28,70 TL başvuru ve 354,70 TL nispi karar ve ilam harcından oluşan toplam 383,40 TL harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hüküm altına alınan manevi tazminat için 1.560,00 TL maddi tazminat için 752.28-TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince ret edilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 840,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 698,00 TL yargılama giderinden kabul ve ret oranına göre 512,00 TL ‘lik bölümünün davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine, 22/02/2011 gününde oybirliğiyle ile karar verildi.