Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/1849 E. 2011/3216 K. 07.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1849
KARAR NO : 2011/3216
KARAR TARİHİ : 07.04.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi ve davacı ile davalılardan … Hiz.A.Ş. Vekillerincede duruşmalı olarak talep edilmesi ve temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 435/2 maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının ve davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine ,karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe maruz kalan işçinin uğramış olduğu maddi ve manevi zararın giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacının 19.4.2003 tarihinde iş kazası sonucu %22.2 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı olayda davacının % 40, davalı işverenlerin %60 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesinde hakimin bedensel bütünlüğün bozulması halinde olayın özelliklerini göz önünde tutularak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Bedensel bütünlük eş deyişle vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasızdır. Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.06.1966 gün ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebilir. Bu nedenle hakiminin kararında bu özellikleri objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması,zarar uğrayanda bir huzur duygusu oluşturmalı, niteliği gereği bir ceza olmadığı gibi mamelek hukuna ilişkin bir zararında karşılanmasını amaç edinerek zarara uğrayan için bir zenginleşme aracı olmamalıdır.
Tarafların sosyal ve ekonomik durumları, ülkenin ekonomik koşulları, paranın satın alma gücü, tarafların kusuru,özellikle kazaya uğrayan işçinin iş göremezlik oranı ve yaşı olayın ağırlığı ve tarihi davacıda yaratılan elem ve üzüntü gibi diğer özelliklerde gözetildiğinde davacı yararına 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 40.000,00 TL.’sına hükmedilmiş olması isabetsiz olmuştur.
Davacıya sürekli iş göremezlik geliri 2.2.2005 tarihinde bağlanmış olduğu gözetildiğinde davacının 29.5.2005-1.6.2006 tarihleri arasındaki 2.geçici iş göremezlik dönemi için sürekli iş göremezliğin %100 oranında olduğunun kabulüyle hesaplanma yapılması gerekmediğinden davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değilsede, tarafların hal ve mevkiine, kusur oranlarına, olayın oluşuna ve olay tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiz ile birlikte hükmedilen maddi tazminat miktarına göre, olayda şartları oluşmadığı halde mahkemece Borçlar Kanunu’nun 43.-44. Maddesi gereğince %15 oranında hakkaniyet indirimi yapılması da hatalıdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, HUMK’nun 438/7.maddesi gereği düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümüyle silinerek yerine,
“1-Davanın kısmen kabulü ile, 12.098.87 TL maddi 20.000,00 TL manevi tazminatın 19.4.2003 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine , fazla talebin reddine,
2-Alınması gereken 1.733,33 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin ödenen 150.00 TL harcın mahsubu ile kalan 1.583,33 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından ödenen 13,10 TL başvurma harcı ve 150.00 TL peşin nispi harç olmak üzere toplam 163,20 TL harç giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen dan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan toplam 695 .00.TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre 368.00 TL nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,kalan miktarın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafça yapılan 30.00 TL yargılama giderinden kabul ve red oranı gözetilerek 14.10 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine ,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hüküm altına alınan maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 1.451.86 TL avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselseilen alınarak davacıya verilmesine,
7- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı üzerinden 2.400 .00 TL avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
8-Reddedilen, manevi tazminat miktarı üzerinden aynı Tarife gereğince 2.400.00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine”, rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine, 7.4.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.