YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1916
KARAR NO : 2011/2023
KARAR TARİHİ : 08.03.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, Kurumun 14.06.2007 tarih ve 065048 sayılı işleminin iptaliyle, borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, davalı Kurumun 14.06.2007 tarihli 065048 sayılı işleminin iptalini, davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitini istemiştir.
Uyuşmazlık, Hüsfer Müh.Mak. ve İnş. San. Tic. Ltd. Şti’nin ortağı ve müdürü olan davacının payını devrettiği 26.11.1996 tarihinden önceki döneme ait prim, idari para cezası ve gecikme zammından tahsil zamanaşımı hukuksal nedenine dayalı olarak sorumlu olmadığının tespiti (olumsuz tespit ) istemine ilişkindir.
Mahkemece takibe konu alacağın 10 yıllık tahsil zamanaşımına tabi olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de zamanaşımı süresine ilişkin değerlendirmede hataya düşüldüğü görülmektedir.
Bu yönüyle davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 80.maddesinde 3917 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik uyarınca, Kurumun süresi içerisinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gereği öngörülmüş; 3917 sayılı Kanun’la yapılan bu değişiklik aynı Kanun’un 8.maddesi hükmüne göre 08.12.1993 tarihinde yürürlüğe girmiş; daha sonra, 24.06.2004 tarih ve 5198 sayılı Kanun’la aynı maddede yapılan değişiklik sonucunda Kurum alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun’un 102. maddesinin de uygulanma olanağı bulunmadığı düzenlemesi getirilmiş ve düzenleme 06.07.2004 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu durumda, zamanaşımı süresi bakımından 3917 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 08.12.1993 tarihinden önceki dönemle, 5198 sayılı Kanun’un yürürlüğü sonrasına ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden Sosyal Güvenlik Kurumu’nun alacak hakkı, Borçlar Kanunu’nun 125. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Giderek, zamanaşımının başlangıç tarihi ise yine Borçlar Kanunu’nun 128. maddesi gereğince alacağın muaccel olduğu tarihtir ve zamanaşımının kesilmesi ve durdurulmasına ilişkin Borçlar Kanunu’nun 132. ve ardından gelen maddeleri de burada aynen geçerlidir. 08.12.1993 tarihinde yürürlüğe giren 3917 sayılı Kanun’un getirdiği düzenlemenin geçerli olduğu döneme ilişkin prim ve gecikme zammı alacakları yönünden ise, 6183 sayılı Kanun’un zamanaşımına ilişkin 102. ve ardından gelen maddeleri geçerlidir. Bu yönde 102. madde hükmüne göre zamanaşımı süresi 5 yıl olup, zamanaşımı süresinin başlangıcı ise alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden yılbaşıdır.
6183 sayılı Kanun’un 103.maddesinde ise zamanaşımını kesen haller sayılmış olup kesilmenin rasladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlar.
Öte yandan, süresinde ödenmeyen prim ve diğer Kurum alacaklarının bizzat Kurumca cebren takip ve tahsil edilebileceği 506 sayılı Yasa’nın açık hükmü gereğidir. Cebren tahsil ve takip esasları 6183 sayılı Yasa’da gösterilmiştir.506 sayılı Yasa’nın 80/7. Maddesinde Kurum alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Yasa’nın uygulanmasından doğacak uyuşmazlıkların çözümlenmesinde alacaklı sigorta Müdürlüğünün bulunduğu yer İş Mahkemesinin yetkili olduğu, 6183 sayılı Yasa’nın 58/1. maddesinde de kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın ödeme emrine karşı tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlemine bakan vergi itiraz komisyonu (İş Mahkemesi) nezdinde itiraz edebileceği bildirilmiştir.Bu 7 günlük itiraz süresi hak düşürücü süre olup süreyi geçiren borçlunun artık menfi tespit, istirdat gibi aynı konuda hiçbir mahkemede dava açması mümkün değildir. Çünkü 6183 sayılı Yasa’da İİK.’nun 72. Maddesine koşut bir hüküm yer almamaktadır. 6183 sayılı Yasa İİK.’na nazaran özel bir yasa olup uygulama önceliğine sahiptir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10.04.2001 gün ve 2002/21-201-297, 24.03.2004 gün ve 2004/10-164-170 sayılı kararları).
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacıya gönderilen ödeme emrine konu prim borcunun 1995/11-2003/8 aylarına, idari para cezasının ise 1996 yılının 2.ayına ait olduğu, davacının, şirketteki paylarının tamamını 16.09.1996 ve 26.11.1996 tarihlerinde devrettiği ve pay devrinin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nin 17.06.1997 günlü nüshasında ilan edildiği, davacının 15.12.2006 tarihinde Kuruma başvurarak şirketteki payını devrettiğini bildirmesi üzerine Kurumun davacının devir tarihi olan 26/11/1996 gününe kadarki prim ve diğer borçlardan sorumlu olduğunu, devir tarihinden sonraki borçlardan sorumlu olmadığını kabul ederek 14/06/2007 gün ve 65048 sayılı yazı ile davacıdan prim, idari para cezası ve gecikme zammı olmak üzere toplam 5.271,23 TL talep ettiği borcun 7 gün içinde ödenmemesi halinde 6183 sayılı Yasa gereğince takip yapacağını bildirdiği ve bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, 26/11/1996 gününe kadarki Kurum alacaklarından 506 sayılı Yasa’nın 80/12.maddesine göre şirket ortağı ve müdürü sıfatıyla müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu tartışmasız olan davacının, pay devrinden önceki döneme ait prim, idari para cezası ve gecikme zammından zamanaşımı hukuksal nedenine dayalı olarak sorumlu olup olmadığı, diğer bir deyişle Kurum alacağının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.
Kurum alacaklarında tahsil zamanaşımı borcun doğduğu tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre belirlenir. 08/12/1993 tarihinde yürürlüğe giren 3917 sayılı Kanunun getirdiği düzenlemenin geçerli olduğu 1995/11.ay ile 26.11.1996 dönemine ilişkin prim, idari para cezası ve gecikme zammı alacakları için tahsil zamanaşımı süresi 5 yıl olup zamanaşımı süresinin başlangıcı ise alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden yılbaşıdır. Ödeme emrinin tebliği veya Kanunda sayılan diğer nedenlerle tahsil zamanaşımı kesildikten sonra takip eden yılbaşından itibaren yeniden işlemeye başlar. Yeniden işlemeye başlayan 5 yıllık zamanaşımı süresi dolmuş ise davacının bu borçlardan sorumlu olmadığının kabulü gerekir. Somut olayda; ödeme emrinin 21/11/2001 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacının süresi içinde zamanaşımının dolduğu iddiası ile ödeme emrinin iptali davası açmadığı ve ödeme emrinin kesinleştiği, davacının 22/11/2001 günü mal beyanında bulunduğu, tahsil zamanaşımını kesen en son halin mal beyanı olması nedeniyle zamanaşımının 01/01/2002 tarihinden itibaren yeniden işlemeye başladığı, bu tarihten sonra zamanaşımını kesen başkaca bir halin bulunmadığı, 5 yıllık zamanaşımı süresinin 01/01/2007 tarihinde dolduğu, davanın 04/07/2007 günü açıldığı ve böylece dava tarihi itibariyle 5 yıllık tahsil zamanaşımının dolduğu anlaşılmakla davacının payını devrettiği 26.11.1996 tarihinden önceki prim ve diğer alacaklardan tahsil zamanaşımı hukuksal nedenine dayalı olarak sorumlu olmadığına karar verilmesi gerekirken mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yerinde olmayan gerekçeyle tahsil zamanaşımının 10 yıl olduğu kabul edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 08/03/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.