YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2015
KARAR NO : 2010/4560
KARAR TARİHİ : 20.04.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, Kurumca kabul edilen sigortalılık süresi dışında 01.01.1988-22.01.1992 tarihleri arasında da zorunlu … sigortalısı olduğunun ve yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı Kurumca kabul edilen sigortalılık süresi dışında 01.01.1988-22.01.1992 tarihleri arasında da zorunlu Bağ Kur sigortalısı olduğunun ve Kurum kayıtlarına 05.05.2004 tarihinde intikal eden 28.04.2004 tarihli tahsis dilekçesine dayalı olarak yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tesbitini talep etmiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de davacının Bağ Kur sigortalısı olduğunun tespitine yönelik talebi yönünden bir inceleme yapılmadan sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan ve 01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren, 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesi ilk şekliyle, sigortalılığın oluşumu için, kendi ad ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmesi yanında, ayrıca, kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu da aramıştır. Bu kuruluşlara kayıt tarihi ise, sigortalılığın başlangıcı yönünden , yasal karine kabul edilmiştir. 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Yasa, Bağ Kur’lu olabilme yönünden, söz konusu 24. maddenin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu kaldırmış, sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda, sigortalılığın oluşacağını yetersiz görmüştür. Buna karşın, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa bağımsız çalışanların sigortalı olabilmeleri yönünden vergi yükümlülüğünü öngörmüş, vergiden muaf olanların da kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmaları durumunda yine sigortalı sayılacaklarını kabul etmiştir. Nihayet, uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 22.03.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı Yasa, sigortalılığa karine yönünden vergi kaydının, bu kaydın bulunmaması veya vergiden muaf olunması halinde, esnaf ve sanatkar sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarının esas alınacağını belirlemiştir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelerden davacının 18/03/1983 tarihli bildirge üzerine bildirgede vergi kaydının 16/06/1981 tarihinde başladığının yazılması nedeniyle 20/04/1982 tarihi itibariyle 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı olarak tescil edildiği, 16/06/1981-31/12/1981, 04/04/1982-31/12/1987, 22/01/1992-14/12/1995 tarihleri arasında vergi, 12/11/1986-12/11/1995 tarihleri arasında oda kaydının bulunduğu , 1992 yılı Affından yararlandığı, davalı Kurumca 2005 yılında yapılan bir işlem ile sigortalılığının vergi kaydı esas alınarak 31/12/1987 tarihinde terkin edilerek 22/01/1992 tarihinde başlatılıp 04/12/1995 tarihinde sona erdirildiği ve yaşlılık aylığı talebinin reddedildiği anlaşılmaktadır. Davacının 01.01.1988-22.01.1992 tarihleri arasında vergi kaydı bulunmamasına rağmen, 12.11.1986-14.12.1995 tarihleri arasında oda kaydının bulunduğu, anılan döneme ilişkin prim borçlarının 3780 sayılı Yasa kapsamında 1992 yılında tahsil edildiği, tahsil edilen primin Kurum tarafından uzun yıllar kullanılıp davacıda sigortalı olduğu yönünde … oluşturulduğu dolayısı ile davacının oda kaydı nedeni ile de sigortalılık vasfının bulunduğu gözetilerek MK 2. maddesi hükmüne göre de 01.01.1988-22.01.1992 tarihleri arasında sigortalı sayılması gerektiği ortadadır.
Yapılacak iş; davacının Bağ Kur sigortalılık koşullarını taşıdığı dönemi tam tespit ederek yaşlılık aylığı koşullarını buna göre inceleyip elde edilecek sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 20.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.