YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2122
KARAR NO : 2011/3264
KARAR TARİHİ : 07.04.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin 01.10.1988 olduğunun tespiti ile hizmetlerinin birleştirilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, nitelikçe davacının işveren nezdinde sigortalı olarak geçen ve Kuruma kayıt ve tescil edilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulü kabulü ile,davacının 1.5.1989-21.1.1991 tarihleri arasında davalı … Valiliğinde çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Bu yönüyle davanın yasal dayanağı belirgin olarak 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesidir.Öte yandan,hizmet tespiti davaları sonuçta, tespiti istenilen süreye ilişkin sigorta primlerinin tahsili istemini de içerdiğine göre, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 80. maddesinin açık hükmü de dikkate alındığında, bu yolda yapılacak işlemin sonradan işverenin hak alanını da ilgilendireceği açıktır. Hal böyle olunca da bu tür davalarda gerçek işverenin de taraf bulunması doğal ve hatta zorunludur.
Davanın hasımda değil temscilcide yanılma sonucu açılması halinde davanın husumetten reddilmeyip gerçek temsilciye davanın yöneltilmesi gerektiği Yargıtay’ın giderek Dairemizin yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda, davacının 01.10.1988 tarihli işe giriş bildigesi … işyeri sicil numaralı … Halk Eğitim Merkezi ve Akşam Sanat Okulu Müdürlüğü 1.5.1989 tarihli işe giriş bildirgesi ise … işyeri sicil numaralı … Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı isimli işverenler tarafından verilmiştir.
3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu’nun 7. maddesinde Bu Kanunun amacına uygun faaliyet ve çalışmalar yapmak, ihtiyaç sahibi vatandaşlara nakdi ve ayni yardımda bulunmak üzere her il ve ilçede sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfı kurulacağı, mülki idare amirlerinin vakfın tabii başkanı oldukları, vakıf senetlerinin mahallin en büyük mülki idare amiri tarafından Medeni Kanundaki hükümlere göre tescil ettirileceği bildirilmiştir.
Öte yandan 3797 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanunun 9/ı maddesinde Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü ana hizmet birimi olarak belirlenmiş, 21.5.2010 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan M.E.B. Yaygın Eğitim Kurumları Yönetmeliğinin 4. maddesinde yaygın eğitimin amaç ve görevleri düzenlenmiş, 6. maddesinde ise bu Yönetmelik kapsamındaki eğitim faaliyetlerini yürütmek üzere il ve ilçelerde Halk Eğitim Merkezleri kurulacağı, ihtiyacı ve şartlar doğrultusunda belde, köy ve mahallelerde merkezlere bağlı olarak kurs yerleri oluşturulacağı bildirilmiştir. Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünün tüzel kişiliği bulunmayıp yasal temsilcisi Milli Eğitim Bakanlığıdır.
Somut olayda, dava … Valiliğine karşı açılmıştır. Bu durumda husumette değil, temsilcide yanılma halinin söz konusu olduğunun kabulü gerekir.
Hal böyle olunca, dava ekonomisi, davacının dava dilekçesinden açıkça anlaşılan iradesi dikkate alınarak bu hatanın mahkemece doğrudan ( resen) dikkate alınıp, husumetin gerçek hasma yöneltilerek davanın sonuçlandırılması gerekir. Yargıtay H.G.K.’nun 18.04.2007 gün, 2007/9-218 Esas, 2007/227 Karar sayılı kararıda bu yöndedir.
Yapılacak iş: davacıya dava dilekçesindeki davalı adını düzeltmesi için önel verilerek … Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Başkanığı ile Milli Eğitim Bakanlığına husumetin yöneltilmesini sağlamak ve çıkacak sonuca göre karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,bozma nedenine göre davalı Kurumun diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 07.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.