YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2193
KARAR NO : 2011/2027
KARAR TARİHİ : 08.03.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının tüm, davalı … Müdürlüğünün ise aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan davacının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, maddi tazminat talebinin kabulü ile % 41,20 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden hesaplanan 87.949,70 TL maddi tazminatın ve 50.000,00 TL manevi tazminatın 24.08.1998 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Somut olayda, zararlandırıcı sigorta olayı 24.08.1998 tarihinde meydana gelmiştir. Davacının 30.09.1998 tarihinde ameliyat edildiği ve 60 gün süreyle istirahatinin uygun görüldüğü, 11.12.1998 tarihli rapor ile 1 yıl süreyle ağır işlerde çalışamayacağına karar verildiği, davacının kaza sonrasında iyileşerek çalışmaya devam ettiği Kurumun eldeki dava nedeniyle gönderilen yazılar nedeniyle 13.07.2007 tarihinde iş kazasından haberdar olması üzerine müfettiş incelemesi yaparak olayı iş kazası kabul ettiği davacıya 3.3.2009 tarihinde % 41,20 oranı üzerinden sürekli işgöremezlik geliri bağladığı anlaşılmaktadır.
Sürekli iş göremezlik nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi amacıyla açılan maddi ve manevi tazminat davalarında; zamanaşımı süresi Borçlar Kanunu’nun 125. maddesi gereğince haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıldır. Davacının ise eldeki davayı 05.03.2007 tarihinde açtığı, 24.11.2009 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini 87.949,00 TL olarak ıslah ettiği davalı vekilinin süresi içinde zamanaşımı def’inde bulunduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca,5.3.2007 tarihli kısmi dava süresinde açılmakla birlikte (Davacıdaki arazın niteliğine göre) zararın ortaya çıktığı tarihten 24.11.2009 ıslah tarihine kadar davada yukarıda sözü geçen maddenin öngördüğü 10 yıllık zaman aşımı süresinin gerçekleştiği açıktır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın ıslahla artırılan 86.949,00 TL bakımından davacının talebinin zamanaşımı nedeniyle reddi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3-Davacının manevi tazminata yönelik temyizine gelince; davacı 24.08.1998 tarihinde meydana gelen işkazası sonucu % 41,20 oranında sürekli işgeremezliğe uğraması nedeniyle 50.000,00 TL manevi tazminat talep etmiş olup mahkemece manevi tazminat isteminin kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Davacının iş kazası sonucu % 41,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı olayda davacının kusurunun bulunmadığı, … işçisi dava dışı …’in % 100 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı , olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23/06/2004, 13/291-370 )
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına hükmedilen 50.000,00 TL manevi tazminatın bir miktar fazla olduğu ortadadır.
Mahkemece,daha az bir miktara hükmedilmesi gerekirken bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın davacı yararına fazla manevi tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı … Müdürlüğünün bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 08.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.