YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2240
KARAR NO : 2011/2824
KARAR TARİHİ : 28.03.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, emeklilik aylığından kesilen Sosyal Güvenlik Destek Primi kesilmesi işleminin iptali ile iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, SSK’dan emekli olduktan sonrada 506 sayılı Yasa’ya tabi çalışıp Sosyal Güvenlik Destek Primi ödediği halde ayrıca durakta kendi adına çalıştırdığı taksi nedeniyle bu defa Bağ Kur tarafından ikinci defa Sosyal Güvenlik Destek Primi ödemesi gerektiği yönünde çıkarılan muarazanın giderilmesini ve aksi Kurum işleminin iptali ile primi fazladan kesen Kurumdan haksız keseneğin alınmasına karar verilmesini istemiştir
Mahkemece davanın kabulü ile davacının emekli aylığından 1.9.2003-20.4.2006 tarihleri arasında Sosyal Güvenlik Destek Primi kesilmesine ilişkin işlemin iptali ile fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının 15.2.1991 den beri SSK’ndan yaşlılık aylığı aldığı ve getirtilen aylık bildirgelere göre 2002/3. aydan 2006/9. ayına kadar özel sürücü kursunda 506 sayılı Yasa’ya tabi ayda ortalama 12 gün üzerinde çalıştığı ve bu sürelerde Sosyal Güvenlik Destek Priminin ödendiği, davacının 14.8.1992-20.4.2006 tarihleri arasında ticari taksi işletmeciliği nedeniyle vergi kaydı bulunduğundan bahisle bu defa Bağ Kur tarafından davacı hakkında 1.9.2003-20.4.2006 tarihleri arası için 2.486,77 TL Sosyal Güvenlik Destek Prim borcu çıkarıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık SSK’dan yaşlılık aylığı alan davacının, emekli olduktan sonra 506 ve 1479 sayılı Yasa’lara tabi çalışmalarının birlikte bulunması durumunda her iki yasa mevzuatına göre ayrı ayrı Sosyal Güvenlik Destek Primi alınıp alınmayacağı noktasında toplanmaktadır
1479 sayılı Yasanın Ek 20. maddesine eklenen üçüncü fıkrasında “(Ek üçüncü fıkra: 24/7/2003-4956/44 md.) (Değişik birinci cümle: 22/1/2004-5073/15 md.) Diğer sosyal güvenlik kanunlarına göre yaşlılık ve malullük aylığı bağlananlardan, 24 üncü maddenin (I) numaralı bendinde belirtilen kapsamda çalışmaya başlayanlar, çalışmaya başladıkları ayı takip eden ay başından itibaren, çalışmalarının sona erdiği ay dahil, bu Kanunun 50 nci maddesine göre belirlenen onikinci gelir basamağının %10’u oranında sosyal güvenlik destek primi öderler. Sosyal güvenlik destek primi ödemesi gerekenlerden bu Kanunun yayım tarihinden önce aylık bağlananlar Kanunun yayımını, daha sonra tekrar gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar ise mükellefiyetin başladığı tarihi takip eden ay başından itibaren üç ay içinde Kuruma yazılı bildirimde bulunmak zorundadırlar. Bu süre içinde Kuruma yazılı bildirimde bulunmayanlar ile Kurumca tespit edilemeyenlerden sosyal güvenlik destek primi, 53 üncü maddeye göre hesaplanarak tahsil edilir.
Sosyal güvenlik destek primi ödenmiş süreler, bu Kanuna göre sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez, ödenen primler 39 uncu madde hükmüne göre toptan ödeme olarak iade edilmez ve bu sürelerle ilgili olarak 24/5/1983 tarihli ve 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun hükümleri uygulanmaz.” şeklinde düzenleme yapıldığı,
506 sayılı Yasa’nın 3. maddesinin C) Fıkrasında da “ (Değişik: 29/4/1986 – 3279/1 md.) Kanunla kurulu sosyal güvenlik kurumlarından malullük veya emekli aylığı almakta iken bu Kanuna tabi sigortalı bir işte çalışanların 78 inci maddeye göre tespit edilen prime esas kazançları üzerinden 63 üncü madde hükmüne göre Sosyal Güvenlik Destek Primi kesilir. Sosyal Güvenlik Destek Primi ödenmiş süreler, bu Kanuna göre sigortalılık süresinden sayılmaz ve 24/5/1983 tarih ve 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına tabi olarak geçen hizmetlerin birleştirilmesi hakkında Kanun hükümleri uygulanmaz, 64 üncü madde hükmüne göre toptan ödeme yapılmaz. Ancak iş kazası veya meslek hastalığı halinde 12 nci madde hükümleri uygulanır.” denildiği ve anılan Yasa’nın 63. maddesinin B) Fıkrasında da “Bu Kanuna göre yaşlılık aylığı almakta iken sigortalı olarak bir işte çalışmaya başlayanların yazılı talepte bulunmaları halinde yaşlılık aylıklarının ödenmesine devam olunur. Ancak bunlardan 78 inci maddeye göre tespit edilen prime esas kazançları üzerinden % 30 oranında Sosyal Güvenlik Destek Primi kesilir. Bu primin 1/4’ü sigortalı hissesi, 3/4’ü işveren hissesidir. (1) (Ek: 25/8/1999 – 4447/8 md.) Bu Kanuna göre yaşlılık aylığı almakta iken serbest avukat veya noter olarak çalışmalarını sürdürenlerin, sosyal yardım zammı dahil, almakta oldukları aylıklarından % 15 oranında sosyal güvenlik destek primi kesilir. Yaşlılık aylığı almakta iken sigortalı bir işte çalışanlar, bu Kanuna göre yaşlılık aylığı almakta olanlara ve bunların geçindirmekle yükümlü oldukları eş ve çocuklarına, ana ve babalarına tanınan sosyal sigorta haklarından aynen yararlanırlar.Sosyal Güvenlik Destek Primi ödenmiş süreler, bu Kanuna göre sigortalılık süresinden sayılmaz ve 24/5/1983 tarih ve 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun hükümleri uygulanmaz, 64 üncü madde hükmüne göre toptan ödeme yapılmaz. Ancak iş kazası veya meslek hastalığı halinde 12 nci madde hükümleri uygulanır.” şeklinde düzenlenmiştir.
506 ve 1479 sayılı Yasaların her ikisinde de yukarıda açıklandığı şekilde; herhangi bir sosyal güvenlik kanuna tabi yaşlılık ve malullük aylığı bağlananlardan yeniden bu kanunlara tabi çalışmaları durumunda sosyal güvenlik destek primi ödemeleri gerekeceği ayrı ayrı düzenlenmiştir.Davacı durumundaki gibi yaşlılık aylığı almakta olan kimsenin iki yasa kapsamında çalışması bulunanlar hakkında yasaların ayrı ayrı uygulanmak suretiyle sosyal güvenlik primi kesilmesi mevzuata uygun olup mahkemece davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28.3.2011 gününde oy birliği ile karar verildi.