YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2329
KARAR NO : 2011/2793
KARAR TARİHİ : 28.03.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 2009/79 satış dosyasınca evine konulan haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, SGK tarafından 6183 sayılı Yasaya göre yapılan takipte, haline münasip evinin haczedildiği gerekçesi ile meskeniyet iddiasının kabulüne ve haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda, Mahkemece hükme esas alınan mahallinde yapılan keşif sonucu inşaat mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda taşınmazın 90.000.00-TL edeceği ve borçlunun kenar mahallede oturabileceği bir evi 80.000.00-TL’na alabileceği bildirilmiştir.
6183 sayılı Yasanın 70. maddesine göre, borçlunun “haline münasip” evi haczedilemez. Bir meskenin borçlunun haline uygun olup olmadığı adı geçenin haciz anındaki sosyal durumuna ve borçlu ile ailesinin ihtiyaçlarına göre belirlenir. Buradaki “aile” terimi, geniş anlamda olup, borçlu ile birlikte aynı çatı altında yaşayan, bakmakla yükümlü olduğu kişileri kapsar. İş mahkemesince, borçlunun sözü edilenlerle birlikte barınması için zorunlu olan haline münasip meskeni temin etmesi için gerekli bedel bilirkişilere tesbit ettirildikten sonra, haczedilen yerin kıymeti bundan fazla ise satılmasına karar verilmeli ve satış bedelinden yukarıda nitelikleri belirlenen mesken için gerekli olan miktar borçluya bırakılmalı, kalanı alacaklıya ödenmelidir.
Bu kıstasları aşan nitelik ve evsaftaki yerlerle, makul ölçüleri geçen oda ve salonu kapsayan, ve ikamet için zorunlu öğeleri içeren bir meskenin dışındaki yerler, maddede öngörülen amaca aykırıdır. Borçlunun görev ve sıfatı, kendisinin yukarıda belirlenenden daha görkemli bir meskende ikamet etmesini gerektirmez.
Mahkemece içinde emlakçılık yapan kişilerin bulunduğu bilirkişilerden rapor alınarak site içerisinde oturan borçlunun taşınmazın bulunduğu Eskişehir’in daha mütevazi bir semtinde haline münasip evi alabileceği değerin tespitinden sonra bu miktar mahcuzun değerinden az ise mahcuzun satılarak, borçlunun haline münasip ev alması için gerekli bedelin kendisine, artanın alacaklıya ödenmesine, satışın borçlunun haline münasip ev alabileceği miktardan az olmamak üzere yapılmasına karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile belgeleriyle dayanak göstermeyen yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Kabule göre de; taşınmazın 90.000.00-TL edeceği ve borçlunun oturabileceği bir evi 80.000.00-TL’na alabileceği belirlendiğine göre, mahcuzun satılarak, borçlunun haline münasip ev alması için gerekli 80.000.00-TL’nın kendisine, artanın alacaklıya ödenmesine, satışın borçlunun haline münasip ev alabileceği 80.000.00-TL’den az olmamak üzere yapılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi de hatalı olmuştur.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.