Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/2483 E. 2010/9451 K. 05.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2483
KARAR NO : 2010/9451
KARAR TARİHİ : 05.10.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle 2.000,00 TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi ve davacı vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek ,işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 5.10.2010 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı vekili Avukat … geldi, karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 14.09.2005 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu % 16 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi zararının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece taleple bağlı olarak davacının maddi tazminat isteminin kabulüne karar verilmişse ve bu karar süresinde taraflarca temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, tazminatın belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.Tazminatın saptanmasında ise; zarar ve tazminata doğrudan etkili olan işçinin net geliri, bakiye ömrü, iş görebilirlik çağı, iş görmezlik ve karşılık kusur oranları, Sosyal Sigortalar tarafından bağlanan peşin sermaye değeri gibi tüm verilerin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde öncelikle belirlenmesi gerektiği tartışmasızdır. Öte yandan tazminat miktarının, işçinin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluştuğu yönü ise söz götürmez.
Başka bir anlatımla, işçinin günlük net geliri tespit edilerek bilinen dönemdeki kazancı mevcut veriler nazara alınarak iskontolama ve artırma işlemi yapılmadan hesaplanacağı, bilinmeyen dönemdeki kazancının ise; yıllık olarak %10 arttırılıp %10 iskontoya tabi tutulacağı, 60 yaşına kadar (aktif) dönemde, 60 yaşından sonrada bakiye ömrüne kadar (pasif) dönemde elde edeceği kazançların ortalama yöntemine başvurulmadan her yıl için ayrı ayrı hesaplanacağı, hesap raporunun Yargıtay denetimine elverişli olması gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir.

İş kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle sigortalının maddi tazminatının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrosu, hesap pusulası, banka kaydı ve benzeri yazılı delil bulunmadığı durumlarda işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda, gerçek ücretin işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret göz önünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda, davacının kalıpçı ustası olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Mahkemece kalıpçı ustasının olay tarihinde alabileceği ücrete ilişkin olarak İnşaat Mühendisleri Odası tarafından bildirilen ücret, olay tarihindeki asgari ücrete oranlanarak, bilinen devrede yürürlüğe giren asgari ücretler bu oran dahilinde artırılmak suretiyle maddi tazminat hesabının yapıldığı hesap raporunun karara esas alındığı anlaşılmaktadır. Öte yandan davalı tarafça 2005 yılının 7. ve 8. aylarına ait hesap pusulaları ve ücret bordroları sunulmuş olup, davacının adının karşısının imzalı olduğu ve bildirilen ücretin asgari ücretin üzerinde bulunduğu görülmektedir. Davacı tarafça bu imzalara itiraz edilmiştir. Hal böyle olunca işverence sunulan ücret bordrolarındaki imzaların davacının eli ürünü olup olmadığı belirlenmeden İnşaat Mühendisleri Odası tarafından bildirilen ücretle maddi tazminatın hesaplandığı hesap raporunun karara esas alınması isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş davalı tarafından sunulan ücret bordrolarındaki imzaların davacının eli ürünü olup olmadığına ilişkin yöntemince inceleme yapılarak, imzaların davacıya ait olduğunun belirlenmesi halinde olay tarihindeki ücretinin bordrodaki ücret olduğu kabul edilerek, imzaların davacıya ait olmadığın belirlenmesi halinde şimdiki gibi belirlenecek ücretle davacının tazminatını hesaplatmak, hesaplanan bu tazminattan hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan verilere göre hesaplanarak bildirilecek peşin sermaye değeri düşülmek ve sonucuna göre karar verilmekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacı ile davalı yararına takdir edilen 750,00 TL duruşma avukatlık parasının karşılıklı olarak birbirlerine yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, 05.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.