Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/2497 E. 2011/3329 K. 11.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2497
KARAR NO : 2011/3329
KARAR TARİHİ : 11.04.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı-karşı davalı, davalılardan Kuruma borçlu olmadığının tespitine,
Davalı-karşı davacı Kurum ise, yersiz olarak ödenen 4.337,17 TLnin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, davacı-karşı davalının davasının reddine, davalı-karşı davacının davasının kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı ,davalı Kuruma 6.492.92-TL borçlu olmadığının tespitini,birleşen karşı dava ise Kurum tarafından davalı sigortalıya yersiz olarak ödenen 4.337.17-TL’nin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece ilk davanın reddine ,birleşen karşı davanın ise kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden;davacıya Kurum sigortalısı iken ölen babası …’dan 01.10.1998 tarihinden itibaren ve 22.10.2001 tarihinden itibaren de annesi …’dan aynı sigorta kolundan yetim aylığı bağlandığı, Kurum tarafından bağlanan her iki aylığında ‘tam’aylık olarak bağlandığının fark edilmesi üzerine 506 sayılı Yasanın 93.maddesi gereğince anneden bağlanan aylığın başlangıçtan itibaren yarıya indirilerek 22.10.2001-21.01.2006 tarihleri arasında fazla ödenen 4337.17-TL’nin davacıdan iadesinin istendiği görülmektedir.
Bu konuda davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasanın 96.maddesidir.01.10.2008 günü yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Yersiz ödemelerin geri alınması” başlıklı 96’ncı maddesinin birinci fıkrasında “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.” hükmü öngörülmüştür. Anılan Kanunun geçici maddelerinde, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğine işaret eden herhangi bir kural da bulunmadığından, sonuç olarak söz konusu 96’ncı madde düzenlemesinin, Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacaklarına ilişkin süregelen uyuşmazlıklara uygulanması zorunlu olduğu gibi, bu konuda 818 sayılı Borçlar Kanununun, geri verilmesi gereken tutarın belirlenmesinde genel hüküm niteliğinde bulunan 63’üncü maddesinin de göz önünde tutulması gerekmektedir. Bilindiği üzere, iyi niyetli zenginleşen, sebepsiz zenginleşme konusunun kendisinden istendiği tarihten önce elinden çıktığını iddia ve ispat ettiği miktar oranında ret ve geri vermeyle yükümlü olmayacaktır.Buna karşın; zenginleşen, zenginleşme anında veya sonrasında mal varlığındaki artışın geçerli bir hukuki sebebe dayanmadığını biliyor veya bilmesi gerekiyor ise, kötü niyetli sayılacağında kuşku bulunmamaktadır.
Somut olayda,davacıya 22.10..2001-21.01.2006 tarihleri arasındaki anneden bağlanan yetim aylığının tam aylık olarak bağlanması ve ödenmesinin davacının kasıtlı ve kusurlu davranışlarından mı, yoksa davalı …’nun hatalı işleminden mi kaynaklandığı hususu yeniden incelenerek ve yersiz ödenen aylık miktarının iade ve faiz sorumluluğunun kapsamı konusunda 96’ncı madde hükmüne göre ayrıca değerlendirilerek sonuca gidilmediği ortadadır.
Kanunların geriye yürümesi konusunda mevzuatımızda genel bir düzenleme bulunmamaktadır. İlke olarak her yasa yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar. Bunun doğal sonucu da yasaların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyeceklerdir. Ancak devam eden uyuşmazlıklarda, tamamlanmamış hukuki durumlara yeni yasa veya düzenleyici kural “derhal yürürlüğe girme” niteliği nedeniyle uygulanacak ve hukuki sonuçlarını doğuracaktır. Bu gibi durumlarda kanunların geriye yürümesi değil ani etkisi söz konusudur. Sosyal güvenlik hukukunun ilgi alanı kamusal olup otoritesi kamu düzenini ilgilendirmektedir. Bu nedenle sosyal güvenlik hukuku ile ilgili yasalar yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurur. Bu açıklamalar karşısında sigortalı yararına olan ve 1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın 96.maddesinin tamamlanmamış hukuki durumlara uygulanacağının kabulü gerekir.
Yapılacak iş; 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi gereğince inceleme yapılarak çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.