Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/2608 E. 2011/4067 K. 28.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2608
KARAR NO : 2011/4067
KARAR TARİHİ : 28.04.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı işveren nezdinde 17.12.196-10.11.2003 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı şirkete ait iş yerinde 17.12.1996-10.11.2003 tarihleri arasında geçen ve kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 09.06.1980-2009/10.ay tarihleri arasında farklı işyerlerinde kesintili olarak 2430 gün 506 sayılı Yasa’ya tabi zorulu sigortalı çalışmalarının olduğu, 01.04.1998 tarihinde davalı işverene ait iş yerinde işe girdiğine dair imzalı bildirgenin 30.04.1998 tarihinde kuruma verildiği,10.07.1998 tarihinde davalı işyerinden çıkışının hizmet cetvelinde görüldüğü,davalı işverene ait … sicil nolu iş yerinde; 01.04.1998-10.07.1998 arasında 70 gün çalışmasının bulunduğu,tesbiti istenilen dönem ile çakışan başka işyeri çalışmasının olmadığı, 1996/3-2003/3. dönem bordrolarının geldiği, 1996/12-2003/11. ay ücret bordrolarının geldiği, bordroların imzalı olduğu, bordrolarda 01.04.1998-10.07.1998 tarihleri arasında 100 gün çalışmasının görüldüğü,ücret bordrolarına göre bu dönem için eksik bildirim olmadığı, … sicil nolu işyerinin 01.02.1996 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, halen faal olduğu, 29.04.1998 tarihli durum tesbit tutanağında davacının 01.04.1998 tarihinde işe başladığının tesbit edildiği, tutanakta davacının,işverenin ve sigorta müfettişinin imzasının olduğu anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge veya yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kim diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda; 29.04.1998 tarihli durum tesbit tutanağında davacının 01.04.1998 tarihinde işe başladığının tesbit edildiği, tutanakta davacının işverenin ve sigorta müfettişinin imzasının olduğu, davacının imzasının kendisini bağlayacağı ve durum tesbit tutanağının aksinin eşdeğer belgelerle kanıtlanacağından,dosyada da 01.04.1998 tarihi öncesi fiili çalışmaya dair yazılı belge bulunmadığından, Mahkemece davacının 01.04.1998 tarihi öncesine yönelik talebinin reddedilmesi doğrudur. 01.04.1998-10.11.2003 tarihleri arasına yönelik talep yönünden ise yukarıda açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığı yöntemince araştırılmadan, taraflarca bildirilen tanıkların birbirleriyle çelişen beyanları arasındaki çelişkiler resen tesbit edilecek bordro tanıkları dinlenerek giderilmeden eksik araştırma ile sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş; 01.04.1998-10.11.2003 tarihleri arasındaki döneme ait dönem bordrolarında kayıtlı tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, bordolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, zabıta, maliye ve meslek Odası aracılığı ve Muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tesbit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 28.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.