YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2813
KARAR NO : 2010/9453
KARAR TARİHİ : 05.10.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle 30.000.00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalı vekilince istenilmesi ve de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 05.10.2010 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı vekili Avukat … geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava 02.01.1999 tarihinde meydana gelen trafik iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece sigorta tahsisleri peşin sermaye değeri ile karşılandığından davacıların maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Olay günü sevk ve idaresindeki davalı işverene ait…plakalı kamyonetle dağıtım yapmakta olan davacılar murisinin aynı yönde ve önünde ilerlemekte olan dava dışı…ın sevk ve idaresindeki… plakalı kamyona arkadan çarpması ile meydana gelen trafik iş kazası sonucu, davacılar murisi olan Muzaffer İncebaldır ile araçta bulunan aynı işyeri çalışanı Cihan Arslan’ın öldüğü, davacılar murisinin kazanın meydana geldiği kamyoneti de kullanmaya yeterli (E) sınıfı sürücü belgesine sahip olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık ölümle sonuçlanan kaza nedeniyle davalı işverenin kusurunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece şoför olarak çalıştırmaya başlatmadan önce şoförlükle ilgili eğitim vermediğinden bahisle davalıya % 30 kusur verilen kusur bilirkişi raporuyla sonuca gidilmişse de, varılan bu sonuç hatalı olmuştur.
Gerçekten araçta teknik arızanın bulunduğu, günlük çalışma saatinin çok üzerinde çalışıldığı veya daha az zamanda daha çok dağıtım yapılabilmesi için trafik kurallarına aykırı biçimde araç kullanımını için kazalının işverence yönlendirildiği, özendirildiği ya da zorlandığı iddia ve ispatlanmış da değildir.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanununun 77.maddesinin açık buyruğudur.
15.10.2009 günlü bilirkişi raporunda; olayda işverenin %30, işçinin ise %70 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Oysa, hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda; bilirkişi, İş Kanununun 77.maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinin ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde, saptamadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, kusur raporunun, İş Kanununun 77.maddesinin öngördüğü koşulları içerdiği giderek hükme dayanak alınacak nitelikte olduğu söylenemez.
Yapılacak iş; işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişilere konuyu yeniden yukarıda açıklandığı biçimde inceletmek, verilen rapor dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilerek ve sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın ve özellikle, inandırıcı güç ve nitelikte olmayan. 77.maddenin öngördüğü koşulları içermeyen kusur raporunun hükme dayanak almak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre davalının sair temyiz itirazlarının ilerde incelenmesine, davalı yararına takdir edilen 750.00 TL duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,
05.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
N.R.