YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2928
KARAR NO : 2011/3759
KARAR TARİHİ : 21.04.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 10.7.2001-6.9.2005 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi ve davalılardan … Mod. Ltd. Şti vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 435/2. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 10.7.2001-6.9.2005 tarihleri arasında davalı işverene ait iş yerinde kesintisiz olarak çalıştığı iddiasına dayalı davalı Kuruma eksik bildirilen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin kabulü ile davacının 10.7.2001-9.11.2001 tarihleri arasında 119 günlük eksik bildirilen çalışmasının tespitine karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak varılmıştır.
Dosya içeriğinden, davacının çalışmaları ile ilgili Kuruma bildirimlerin 9.11.2001 tarihinde başlayıp 6.9.2005 tarihine kadar ayda 30 gün üzerinden çalışma sürelerinin tam olarak bildirildiği iş yeri dönem bordrolarının Kuruma verildiği ,dinlenen davacı bordro tanığı …’ün davalı iş yerinden 1999 yılından itibaren bildirimi yapıldığı halde davacının işe giriş ve çıkış tarihini bilmediğini belirttiği ,diğer bordro tanığı … 2001 yılı Kasım ayında işe başlamasına rağmen bildirimin 1 yıl sonra başladığını davacının, kendisinden önce işe girdiğini ancak bu tanığın 2002/3 döneminden itibaren bordrolarda adının geçtiği,davalı bordro tanığı …’ın ise 2002/3 döneminden itibaren bildiriminin yapıldığı ve davacının kendisi işe girdiğinde bu iş yerinde çalıştığını bildirmiştir.
506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tespit davasının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında, resmi belge veya yazılI delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olur. Ne varki bu tür kanıtlar salt bu nedene dayanarak istemin reddine neden olmaz; aksi durumun ispatı olanaklıdır. Somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordro tanıkları ve komşu işyerinin kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Mahkemenin bu tür davaların kişilerin sosyal güvenliğine ilişkin olması ve kamu düzenini ilgilendirdiğini göz önünde tutarak gerektiğinde; doğrudan soruşturmayı genişletmek suretiyle ve olabildiğince delilleri toplaması gerekmektedir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Gerçekten ifadesi hükme dayanak alınan bordro tanıklarından …, … ihtilaflı dönemin tamamında bildirimlerinin olmadığı ve davacının kendilerinden önce işe girdiğini beyan ettikleri ,ihtilaflı dönemin tamamında bildirimi bulunan …’ün ise davacının işe giriş ve çıkış tarihlerini bilmediğini beyan ettiği bu durumda tanık ifadelerinin davanın kabulü için yeterli olmadığı ayrıca davacıya ait iş yeri şahsi sicil dosyasında yer alan Sabıka kaydı,ikamet belgesi ve sağlık kurulu raporununda 24.9.2001-26.9.2001tarihleri arasında alındığı bu tarihlerin davacının işe başladığını iddia ettiği tarihten sonra olduğu görülmüştür.Bu belgelerde davacının bildirimden önce işe başladığını teyit eder nitelikte değildir.
Yapılacak iş; iş veren tarafından dönem bordrolarının düzenlenerek Kuruma verildiği, dinlenen tanıklar dışında da çok sayıda bordro tanığının bulunduğu görülmekle mahkemece soruşturma derinleştirilerek ,ihtilaflı dönemin tamamında bildirimi ve çalışması bulunan yeni bordro tanıkları dinlenerek davacının çalışmasının hiç bir kuşku ve teredüte yer vermeyecek şekilde tespit olunmalı ,bordro tanıklarının ifadeleri ile yetinilmemesi yada bordro tanıklarının adresine ulaşılamaması durumunda zabıta marifetiyle tespit edilecek, işyerine o tarihte komşu olan, kayıtlı iş yeri sahiplerini ve adreslerini açık ve net olarak belirleyip, Belediyeden ve Vergi Dairesinden bu iş yerlerinin kayıtlarını getirip komşu ve yakınlıklarını tespit etmek, sonrasında bu işyerlerinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının kayıtları SGK’dan getirtilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/8. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 21.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.