Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/3079 E. 2010/9107 K. 28.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3079
KARAR NO : 2010/9107
KARAR TARİHİ : 28.09.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 1.2.2002- 1.8.2008 tarihleri arası Tarım … sigortalısı olduğunun tespiti ile 1.9.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava davacının 01.02.2002-01.08.2008 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasaya tabi sigortalı olduğunun ve 01.09.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulü ile davacının 01.02.2002-01.08.2008 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasaya tabi sigortalı olduğunun ve 01.09.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı Kurum vekilince temyiz edilmiştir.
Davacının Kuruma verdiği 23.07.2008 tarihli giriş bildirgesi üzerine 01.08.2008 tarihinden itibaren 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olarak tescil dildiği, davacının tescilden sonra tevkifat belgeleri sunarak tescil tarihinin buna göre belirlenmesini ve 5510 sayılı Yasanın getirdiği olanaklardan yararlanmak istediğini bildirdiği, davalı Kurumca 15.05.1994 tevkifat tarihine göre tescil tarihinin 01.06.1994 tarihine çekilerek 01.06.1994-31.03.2008 dönemine ilişkin prim borçları 5510 sayılı Yasadan yararlandırılmak suretiyle 29.08.2008 tarihinde tahsil edildiği, 11.08.2008 tarihinde iki yıllık askerlik süresi için borçlanması isteminde bulunarak borçlanma bedelini 29.08.2008 tarihinde ödendiği, aynı tarihli tahsis talebinde bulunulduğu, tahsis talep tarihinde prim borcunun bulunmadığı, davalı Kurum; davacının 16.10.2000-30.01.2002 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamında geçen çalışmaları nedeniyle, davacının Tarım … sigortalılığını 15.10.2000 tarihi itibarıyla sona erdirerek ve 01.08.2008 tarihinde yeniden başlatılmak suretiyle, yeterli prim ödeme gün sayısının bulunmadığından bahisle yaşlılık aylığı istemini reddettiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Davacının 01.06.1994-15.10.2000 ve 01.08.2008 ile 29.08.2008 tahsis talep tarihi arasında kalan sürede 2926 sayılı Yasa kapsamında 16.10.2000-30.01.2002 tarihleri arasında ise 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğu, Kurumca iptal edilenlerle birlikte primleri ödenen süre dikkate alındığında tahsis talep tarihinde yaşlılık aylığı koşularının bulunduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık 5510 sayılı Yasaya göre kurumca primleri tahsil edilen ve tahsis isteminden sonra iptal edilen 01.02.2002-01.082008 tarihleri arasında kalan sürede davacının 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olarak kabulünün mümkün bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece davacının uyuşmazlık konusu dönemde Tarım … sigortalılığının geçerli olduğu kabul edilerek sonuca gidilmişse de varılan bu sonuç hatalı olmuştur.
Gerçekten Tarım … sigortası kapsamında kesintisiz tarımsal faaliyetin bulunduğunun anlaşıldığı hallerde, 506 sayılı Yasa kapsamındaki kısa süreli çalışmaların 2926 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığı tümden sona erdirmeyeceği, 2926 sayılı Yasanın 36 ve 10.maddesindeki şartlarında gerçekleşmesi halinde 506 sayılı Yasa kapsamındaki kısa süreli çalışmalar dışında kalan süreler bakımından Tarım … sigortalısı olunduğunun kabulünün gerekeceği, 506 sayılı Yasa kapsamındaki çalışmaların uzun süreli olduğu hallerde ise, tarımsal faaliyetin kesintiye uğradığının, giderek kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyetin terk edildiğinin kabulünün gerekeceği, SSK’lı çalışmanın sona ermesinden sonra, 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığın yeniden başlatılabilmesi için, doğrudan prim yatırılması veya aynı yasanın 36.maddesine göre ürün bedelinden tevkifat yapılması yoluyla yeniden kayıt ve tescil yolundaki iradenin ortaya konulması gerektiği Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14.02.2007 gün ve 2007/21-73E 2007/71K, 03.10.207 gün ve 2007/10-653E, 207/718K sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda davacının 16.10.2000-30.01.2002 tarihleri arasında bir yılı aşkın bir süre (465 gün) 506 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalı olduğu dosya içerisinden anlaşılmaktadır. Davacının bu çalışması uzun süreli bir çalışma olup, davacının uzun süreli SSK’lı çalışması sona erdikten sonra, uyuşmazlık konusu dönemde teslim ettiği ürün bedelinden tevkifat yapılmadığı, doğrudan prim ödemesinin bulunmadığı, diğer bir deyişle 2926 sayılı Yasa kapsamında yeniden sigortalı olma konusundaki iradenin ortaya konulmadığı ortadadır. Hal böyle olunca da davacının 01.02.2002-01.08.2008 tarihleri arasında kalan dönemde 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olarak kabulü mümkün değildir. Uyuşmazlık konusu dönemde sürede sigortalı olmadığı anlaşılan davacının tahsis talep tarihinde yeterli pirim ödeme gün sayısının bulunmadığı, diğer bir deyişle yaşlılık aylığına hak kazanamadığı ortadadır.
Davacının Kuruma tescil için başvuru tarihi ve prim ödeme tarihi dikkate alındığında tahsil edilen primlerin uzun süre kullanılarak nemalandırılmasının söz konusu olmadığı ortadadır. Öte yandan geçmiş prim borçlarının ödenmesi bakımından 5510 sayılı Yasadan yararlanılması, Kurumun bir kısım alacaklarından vazgeçmesi sonucunu doğurduğu, yararlanmak için sınırlı bir sürede Kuruma başvuru gerektiği göz önüne alındığında, bu uygulamadan yararlanması için sigortalının Kurum tarafından zorlandığını söylemekte mümkün değildir. Aksine getirdiği ödeme kolaylıkları nedeniyle bu yasadan yararlanmanın sigortalı açısından fırsat olduğu açıktır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28.09.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.