Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/3111 E. 2011/3975 K. 26.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3111
KARAR NO : 2011/3975
KARAR TARİHİ : 26.04.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı işveren nezdinde 1996-2008 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, davalıya ait işyerinde işçi olarak 1996-2008 tarihleri arasında sürekli çalıştığının tespitini istemiştir.
İstek, tanık beyanlarına dayanılarak yazılı şekilde hüküm altına alınmış ise de bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacı adına SGK Kurum kaydının olmadığı, işyerinden yapılmış bir bildirimin bulunmadığı, eski ismi … Yeraltı Çarşısı olan davalı işyeri yönetimi tarafından tutulan Yönetim Kuruli karar defterinin bir kısım örneklerinin dosyaya eklendiği, 30.04.1994 tarihli karar ile davacı ile birlikte 4 kişinin daha çarşı güvenliği ve temizliği ile ilgili işlerde çalışmak üzere seçildikleri bir kısım gelir-gider belgelerinin de davacı tarafından dosyaya eklendiği görülmektedir.
Gerçekten bu tür hizmet tespitine yönelik davaların Kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Yasal dayanağı dava tarihinde yürürlükte olan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesi(halen 5510 Sayılı Yasanın 86.maddesi)olan bu tür davalarda; öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin, işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin o dönemde gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlemeli, daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmadır. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de çalışmanın konusu, niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli ve dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde çalışan işyerinde kayıtlı bordro tanıkları yada komşu ve yakın işyerlerinde çalışan kayıtlı tanıklar olması sağlanarak çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir. Bu yön Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 ile 30.04.2008 gün 2008/21-343-347 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda ise, açıklanan şekilde bir incelemenin yapılmadığı ortada olup işyerine ait defter ve belgelerin asılları dosyaya eklenmeden sadece davacı yanca ibraz edilen bir kısım fotokobi belgeler ile kayıtlı dahi olmayan tanık beyanları ile sonuca gidelerek hüküm kurulmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; yukarıda açıklanan şekilde davanın niteliğine uygun olarak inceleme yapılmakla birlikte, öncelikle,işyerine ait karar ve gelir gider defter asıllarını, işyeri ve işverene ait çalışma dönemini kapsayan davacı ile ilgili tüm kayıt ve belgeleri varsa ücret bordrolarını işverenden, işyeri sicil dosyası ve çalışma dönemini kapsayacak şekilde dönem bordrolarını Kurumdan getirtmek işyerinde kayıtlı bordro tanıkları, bunların tesbit edilememesi halinde ise komşu ve yakın işyerlerinde aynı dönemlerde çalışan kayıtlı tanıklar dinlenmek, davanın niteliği dikkate alınarak gerektiğinde resen yapılacak araştırma ve inceleme ile çalışmanın niteliği ve süresini saptanmak, gerektiğinde iş ve sosyal güvenlik hukuku konusunda uzman başka bir bilirkişiden varsa çalışma dönemleri ve bildirimsiz sürelere ait çalışma dönemlerini gösterir, yöntemince raporda alınarak sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
Söz konusu fiili ve hukuki gerçekler ve özellikle 5510 Sayılı Yasanın 86. maddesi hükümleri dikkate alınmadan eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 26.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.