YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3117
KARAR NO : 2011/3974
KARAR TARİHİ : 26.04.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, davalı işveren nezdinde 01.10.1982-05.11.1984 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, davalı işyerinde 01.10.1982-05.11.1984 tarihleri arasında çalıştığının tespitini istemiştir.
Mahkemece istem; 01.02.1984 tarihli işe giriş bildirgesinden önceki süreler yönünden hak düşürücü sürenin geçtiği,sonraki süreler yönünden ise de ispatlanamadığı gerekçesi ile reddedilmiştir.
Gerçekten davalı işyerinden davacı adına 01.02.1984 tarihli işe giriş bildirgesinin kuruma verildiği açık olup Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.02.2003 gün ve 2003/21-44-88, 23.06.2004 gün ve 2004/21-369-371 ve 27.02.2008 gün ve 2008-21-163E.2008/207 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere işyerinde kesintisiz olarak geçen çalışma iddiasında işe giriş bildirgesinin sonradan verilmiş olması başka bir işyerinde yapılmış çalışma yok ise işe giriş bildirgesinin verilmesinden önceki dönem yönünden de hak düşürücü süreyi keseceği gözetildiğinde davadaki talep yönünden zamanaşımının oluşmadığı bu nedenle verilen hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesi ile verilen red kararının yerinde olmadığı gibi diğer istemlerin reddinin de eksik incelemeye dayalı olduğu ortadadır.
Öte yandan, davanın yasal dayanağını oluşturan 5510 Sayılı Yasa’nın 86. maddesinde, bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında, resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki, bu tür kanıtların bulunmaması salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması, inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordroları tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken işverenler tarafından Kurumca bildirilen komşu işyerleri çalışanları (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün, 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/479-578 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında belirtildiği üzere) gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Yapılacak iş, bu tür davaların kişilerin sosyal güvenliğine ilişkin olması ve kamu düzenini ilgilendirdiği gözönünde tutularak işverenin SGK işyeri dosyasını istemek, işverence Sosyal Güvenlik Kurumuna verilen dört aylık sigorta primleri bordrolarının Kuruma verilmediği görülmekle dava konusu sürelerde, davacının çalıştığını iddia ettiği işyerine komşu olan işyerlerini Belediye, Emniyet veya Jandarma vasıtasıyla saptamak, saptanan bu işyerlerinin kayıtlarına geçmiş kişilerin, başka bir anlatımla …’da, Sosyal Sigortalar Kurumunda veya diğer sosyal güvenlik kuruluşlarında kayıtlı komşu işyeri sahiplerinin veya çalışanlarının bilgilerine başvurmak, mahkemenin gerektiğinde doğrudan soruşturmayı genişleterek ve olabildiğince delilleri toplayıp bunları birlikte değerlendirmek suretiyle en azından bildirge tarihinde bir gün süre ile çalışıp çalışmadığı yolunda oluşacak sonuç gereğince bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 26.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.