Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/3152 E. 2011/3771 K. 21.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3152
KARAR NO : 2011/3771
KARAR TARİHİ : 21.04.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı,davalı işveren nezdinde 1.7.1990-30.6.2006 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 1,7.1990-30.6.2003 tarihleri arasında davalı kooperatife ait iş yerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak varılmıştır.
Dosya içeriğinden, davalı SS … Nolu … Kooparatif Başkanlığı adına tescilli iş yeri bulunmadığı, davacının çalışmaları ile ilgili Kuruma bildirim yapılmadığı, iş yeri dönem bordrolarının Kuruma verilmediği, anlaşılmaktadır.
506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tespit davasının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında, resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olur. Ne varki bu tür kanıtlar salt bu nedene dayanarak istemin reddine neden olmaz; aksi durumun ispatı olanaklıdır. Somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordro tanıkları ve komşu işyerinin kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Mahkemenin bu tür davaların kişilerin sosyal güvenliğine ilişkin olması ve kamu düzenini ilgilendirdiğini göz önünde tutarak gerektiğinde; doğrudan soruşturmayı genişletmek suretiyle ve olabildiğince delilleri toplaması gerekmektedir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Gerçekten davacı ,davalı kooparatifin … Santral Garajındaki durağında ihtilaflı dönemde ayakçı olarak çalıştığını idda etmesine rağmen, mahkemece komşu iş yeri tanığı olarak dinlenen şahısların … İlçe Emniyet Müdürlüğü kanalıyla adı geçen kooparatife … ilçesinde komşu olduğu tespit edilen …,… ve ve …ın davacıyı tanımadıkları yolundaki beyanlarına itibar edilerek davanın reddine karar verilmiştir. Davacı … merkezde bulunan Santral Garajında çalıştığını iddia etmekte olup … ilçesinde kooparatife komşu olduğu tespit edilen tanıkların komşu iş yeri tanığı olma vasfı bulunmamaktadır.Davalı kooparatifin merkezinin … olmasına rağmen … -… arası yolcu taşıma faaliyetinde bulunduğu gözetildiğinde … Merkez Santral Garajı yönünden komşu iş yeri araştırmasının yapılmadığı açıkça ortadıdır.
Yapılacak iş; uyuşmazlık konusu dönemde görev yapan Kooperatif başkan ve üyelerinin beyanlarına başvurmak, ayrıca zabıta marifetiyle … Merkez Santralinde ihtilaflı dönemde araç sahibi olmayıp şoför olarak çalışan ve bu durumları SGK kayıtları ile tespit edilen tanıkların beyanlarına başvurmak yine ,o tarihte Santral Garajına komşu olan, kayıtlı iş yeri sahiplerini ve adreslerini açık ve net olarak belirleyip, Belediyeden ve Vergi Dairesinden bu iş yerlerinin kayıtlarını getirip komşu ve yakınlıklarını tespit etmek, sonrasında bu işyerlerinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının kayıtları SGK’dan getirtilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/8. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,fazla alınan temyiz harcınnı istek halinde davacıya iadesine ,21.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.