YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3283
KARAR NO : 2011/3993
KARAR TARİHİ : 28.04.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalı işveren nezdinde 23.08.1999-22.05.2001 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 23.08.1999-22.05.2001 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak geçen ve Kuruma kayıt ve tescil edilmeyen hizmetlerinin tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının davalılardan şirkete ait işyerinde toprak işleri formeni olarak çalıştığı iddiasıyla ilgili olarak Kuruma bildirim yapılmadığı ve davacıya ait işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmediği, … İş Mahkemesi’nin 01.12.2004 gün ve 2001/1182 Esas, 2004/922 Karar sayılı dosyasında davalı işveren aleyhine işçilik alacaklarının tahsili için açılan davanın yapılan yargılaması sonucunda davacının davalıya ait işyerinde 23.08.1999-22.05.2001 tarihleri arasında çalıştığı kabul edilerek verilen kararın, temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davanın, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4-a bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkin olduğu ancak, geçiş hükümlerini içeren aynı Yasa’nın Geçici 7. maddesi hükmünde “bu Kanun’un yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanun’un geçici 20. maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler.” hükmü ve genel olarak yasaların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesidir. Anılan maddede, yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalıların çalıştıklarını hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilecekleri öngörülmüştür.
Somut olayda, davacının hizmetinin geçtiği yılın sonu 31.12.2001 tarihidir. Dava ise, 17.07.2007 tarihinde açılmıştır. Hal böyle olunca, 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin somut olayda gerçekleştiği ortadadır.
Öte yandan, kesinleşen işçilik alacakları davası da, hak düşürücü süreyi kesen veya durduran nedenlerden değildir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular nazara alınarak, davanın hak düşürücü süre dolduktan sonra açıldığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalıların öteki itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden ilgiliye iadesine, 28.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.