Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/3287 E. 2011/4000 K. 28.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3287
KARAR NO : 2011/4000
KARAR TARİHİ : 28.04.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, kesilen aylığını iptal eden Kurum işleminin iptali ile aylığının yeniden bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, yaşlılık aylığını iptaline ilişkin Kurum işleminin iptaline, iptal tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına, ödenmeyen aylıklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, 30.03.1990-17.08.1999 tarihleri arasında davacının esnaf … sigortalısı sayılıp sayılamayacağı noktasında toplanmaktadır.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren, 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesi ilk şekliyle, sigortalılığın oluşumu için, kendi ad ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmesi yanında, ayrıca, kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu da aramıştır. Bu kuruluşlara kayıt tarihi ise, sigortalılığın başlangıcı yönünden, yasal karine kabul edilmiştir. 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Yasa, …’lu olabilme yönünden, söz konusu 24. maddenin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu kaldırmış, sadece Yasa’nın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda, sigortalılığın oluşacağını yeterli görmüştür. Buna karşın, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa bağımsız çalışanların sigortalı olabilmeleri yönünden vergi yükümlülüğünü öngörmüş, vergiden muaf olanların da kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmaları durumunda yine sigortalı sayılacaklarını kabul etmiştir. 22.03.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı Yasa ise, sigortalılığa karine yönünden vergi kaydının, bu kaydın bulunmaması veya vergiden muaf olunması halinde, esnaf ve sanatkar sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarının esas alınacağını belirlemiştir. Anılan madde, 24.08.2000 tarihli ve 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değiştirilmişse de, daha sonra söz konusu Kanun Hükmünde Kararname, Anayasa Mahkemesi’nin 26.10.2000 tarihli ve E:2000/61, K:2000/34 sayılı kararı ile iptal edilmiş ve iptal kararı 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 24.07.2003 tarih ve 4956 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikte ise, bağımsız çalışanların … sigortalısı sayılabilmeleri için, gelir vergisi mükellefi olmaları ile gelir vergisinden muaf olanlardan esnaf ve sanatkar sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun olarak kayıtlı olmaları koşulu öngörülmüştür.
Davacının şahsi sicil dosyasının incelenmesinden, 22.09.1988 tarihli giriş bildirgesine istinaden vergi kaydı nedeniyle 20.12.1985 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasa’ya göre esnaf … sigortalısı olarak resen tescil edildiği, 20.12.1985-30.12.1988 tarihleri arasında vergi kaydı nedeniyle esnaf … sigortalısı kabul edildiği, söz konusu tarihler arasında davacının esnaf … sigortalısı olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, 06.01.1999 tarihinde Kuruma verilen sigortalılık belgesi ile oda kaydına istinaden davacının 02.02.1989 tarihinden itibaren yeniden esnaf … sigortalısı olarak tescil edildiği, 16.12.1985 tarihinden itibaren prim ödemelerinin bulunduğu, 17.08.1999 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebine istinaden 01.09.1999 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır.
Davacının 20.12.1985-30.12.1988 tarihleri arasında vergi kaydı ve 02.02.1989-29.01.2002 tarihleri arasında … Odası’nda kaydı bulunmakta olup, esnaf ve sanatkar sicil kaydı bulunmamaktadır. 31.10.2006 tarih ve 7 sayılı Kurum müfettişinin raporunda, 30.03.1990 tarihi itibariyle … Odası’nın münfesih hale geldiği tespit edildiğinden, davacının 30.03.1990 tarihinden sonraki esnaf … sigortalılığı ile bağlanış tarihi itibariyle yaşlılık aylığı iptal edilmiştir. Bu durumda, davacının uyuşmazlık konusu dönem olan 30.03.1990-17.08.1999 tarihleri arasında vergi kaydı, esnaf ve sanatkar sicili kaydı veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı bulunmadığından bu tarihler arasındaki dönemde sigortalılık şartlarını taşımadığı açıktır. Ancak, davacı … Odası aktif durumda iken usulüne uygun olarak kayıt edilmiş olup, davacının kaydının yapılmasından sonra anılan Odanın münfesih hale gelmesi nedeniyle üye kayıt defterinin … Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğine verildiği ve Birlik tarafından davacıya ilişkin kaydın davalı Kuruma bildirildiği, bu bildirim nedeniyle davacının bir kusurunun bulunmadığı, bu bildirimle ilgili hileli bir işleminin olmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, davalı Kurumun prim tahsil etmesi ve uzun süre bu primleri kullanması ve daha sonra davacının sigortalılığını iptal etmesi Medeni Kanun’un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla da bağdaşmayacaktır. Sosyal Güvenlik Kurumunun anayasal görevlerini yerine getirirken, sigortalılara karşı olabildiğince yasal haklarını hatırlatması ve bu durumlarını izlemesi zorunlu görev olarak ortaya çıkar. Davalı Kurumun bu anayasal sosyal güvenlik ödevinin gereği olarak, sigortalısını uyarmaması sonucu, primleri tahsil edilen sürelerin 1479 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.10.1997 gün ve E:1997/10-578, K:1997/758; 24.09.2003 gün ve E:2003/10-489, K:2003/490 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın davanın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 28.04.2011 gününde oy birliği ile karar verildi.