YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3387
KARAR NO : 2011/3787
KARAR TARİHİ : 21.04.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 1.5.1995-15.3.2005 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 01.05.1995-15.03.2005 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen ve Kuruma kayıt ve tescil edilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı işveren süresi içinde yetki itirazında bulunmuştur.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesidir. Hal böyle olunca, uyuşmazlığın 506 sayılı Yasa’dan kaynaklandığı açık-seçiktir. Bu durumda uyuşmazlığın, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5. maddesi ve yollamada bulunduğu Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 9.maddesi gereğince çözümlenmesi gerekir.
HUMK 9. maddesinde tanımlanan genel yetki kuralına koşut hüküm içeren 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 5. maddesinde, “İş mahkemelerinde açılacak her dava, açıldığı tarihte dava olunanın Türk Medeni Kanunu gereğince ikametgahı sayılan yer mahkemesinde bakılabileceği”, 15. maddesinde; bu Kanunda sarahat bulunmayan hallerde Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmektedir.
Genel yetki kuralı dışında düzenleme öngörülmemiş olması karşısında, HUMK’da yer verilen özel yetkiye ilişkin düzenlemelerin İş Mahkemelerinin yetkisinin belirlenmesinde dikkate alınması gerekmektedir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 9/2. maddesi uyarınca; davalı birden fazla ise dava bunlardan birinin ikametgahı mahkemesinde açılır.
Öte yandan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 14.11.2002 günlü,520 sayılı kararı ile Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisindeki merkez ilçe ile diğer ilçelerin adı ile kurulu ağır ceza merkezlerinde oluşturulan müstakil iş mahkemelerinin yargı çevresinin yalnız büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde kalan ilçeleri kapsamına alacak biçimde,ağır ceza mahkemesinin yargı çevresi olarak tespitine karar verilmiş,ancak 23.7.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunun 31.maddesiyle 27.6.1984 tarihli ve 3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi hakkındaki KHK’nin Değiştirilerek Kabulü Hakkındaki Kanun ile aynı kanunun ekleri
yürürlükten kaldırılmış olup Geçici 2.maddesi ile büyükşehir belediyeleri sınırları genişletilerek daha önce Büyükşehir Belediyesi sınırlarına dahil olmayan bir kısım ilçelerde bu sınırlara dahil edilmiştir.Bunun üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 27.12.2004 tarihli 636 sayılı kararında ise 5216 sayılı Büyükşehir Belediyeler Kanunun yürürlüğe girmesiyle,büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde kalan ilçelerde görülmekte olan 5216 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihe kadar açılmış olan iş davalarının açıldığı mahkemelerde görülmeye devam olunmasına bu tarihten sonra açılan iş davalalarının ise Yüksek Kurulun 14.11.2002 gün ve 520 sayılı kararı gereğince bağlı bulundukları ağır ceza merkezlerinde oluşturulan müstakil iş mahkemelerinde görülmesine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davalı işverenin adresinin …/… olduğu …nin … Ağır Ceza Mahkemesinin yargı çevresinde bulunduğu ve … semtinde faaliyet gösteren işverenin sigortalılık işlemlerinin semtin bağlı bulunduğu SGK … Şube Müdürlüğünce yapılabileceği ortadadır.
Davaya bakmaya davalı kurumun merkezinin bulunduğu … veya davalı işverenin ikametgahının bulunduğu … İlçesinin bağlı bulunduğu ağır ceza merkezinde müstakilen oluşturulan … İş Mahkemesi yetkili olduğundan özellikle davalı işverenin yöntemine uygun yetki itirazı göz önünde tutularak, … İş Mahkemesinin yetkili olduğu gözetilerek yetki yönünden dava dilekçesinin reddine karar vermek gerekirken mahkemece işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki itirazların incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden ilgilisine iadesine, 21.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.