Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/343 E. 2011/921 K. 10.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/343
KARAR NO : 2011/921
KARAR TARİHİ : 10.02.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 11.7.1978- 30.11.2002 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

1-Dosyadaki yazılara,kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının davalı işverenin yanında 11.07.1978-30.11.2002 tarihleri arasında kesintisiz olarak 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece,davanın kabulü ile, davacının davalı … yanında 11/07/1978-30/11/2002 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olarak kesintisiz çalıştığının tesbitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının davalı işverenin yanında işe girdiğine dair 10.03.1992, 01.05.1995, 01.09.1997 tarihli üç adet işe giriş bildirgesinin Kuruma verildiği, 30.03.1992, 03.08.1997, 30.11.2002 tarihlerinde üç adet işten çıkışının hizmet cetvelinde görüldüğü ,davacının davalıya ait 715654 sicil nolu iş yerinde;10.03.1992-30.03.1992 tarihleri arasında 20 gün , 01.05.1995-03.08.1997 tarihleri arasında 443 gün, 31003098 sicil nolu işyerinde, 01.09.1997-30.11.2002 tarihleri arasında 1584 gün çalışmasının olduğu,tesbiti istenilen dönem ile çakışan başka işyeri çalışmasının olmadığı, 1997/3-2002/3. döneme ait dönem bordrolarının geldiği, bordrolarda davacının hizmet cetvelinde görülen kadar çalışmasının yeraldığı ,davalıya ait 1003098 sicil nolu işyerinin 01.11.1975 tarihinde yasa kapsamına alındığı,31.12.2002 tarihi itibariyle gayrı faal olduğu,dinlenen tanıkların 03.05.1995-01.04.2002 tarihleri arasında ve 12.08.1986-10.05.1995 tarihleri arasında davalı işveren yanında çalışan bordro tanığı oldukları,davacının 30.11.1971 tarihinde komisyon kararıyla genel kadın kaydının yapıldığı, 06.01.2003 tarihine kadar muayene ve kontrollerini yaptırdığına dair Zührevi Hastalıklar hastanesince verilmiş yazı olduğu,23.09.1997 tarihli durum tesbit tutanağında davacının 01.09.1997 tarihinden itibaren ayda 30 gün üzerinden çalıştığının tesbit edildiği,ilgili Emniyet Müdürlüğünce, davacının davalıya ait 8 ve 10 nolu evlerde çalıştığının bildirildiği,bu çalışmalara dair 14.05.1992 ve 17.01.2001 tarihli emniyete verilmiş dilekçeler ile 31.01.2001 tarihli tebellüğ belgelerinin olduğu görülmektedir.

-/-

-2-

Davanın yasal dayanağını oluşturan, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge veya yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kim diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda; mahkemece davacının 12.08.1986-30.11.2002 tarihleri arasına yönelik verilen kabul kararı doğru ise de 11.07.1978-12.08.1986 tarihleri arasına yönelik talep yönünden açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığı yöntemince araştırılmadan, uyuşmazlık konusu dönemin tamamında çalışması bulunan bordro tanıkları yada kayıtlara geçmiş komşu iş yeri sahibi veya çalışanı oldukları belli olmayan tanıkların beyanı ile yetinilerek sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Uyuşmazlık, 11.07.1978-12.08.1986 tarihleri arasına yönelik talep yönünden fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Yapılacak iş; tespit kararı verilen 11.07.1978-12.08.1986 tarihleri arasındaki döneme ait S.G.K.’na verilen tüm dönem bordrolarını getirtmek,bu dönem bordrolarında kayıtlı tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, bordolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, zabıta, maliye ve meslek Odası aracılığı ve Muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tesbit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan …’e iadesine, 10.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.