YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3432
KARAR NO : 2010/8044
KARAR TARİHİ : 06.07.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, zorunlu Tarım … sigortalısı olduğunun ve emekliliğe hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava: davacının ilk prim kesintisini takip eden aybaşından itibaren 2926 Sayılı Yasa’ya göre Tarım … sigortalısı olduğunun ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının ilk prim kesintisinin yapıldığı 01.05.1994 tarihini takip eden aybaşı olan 01.06.1994 tarihinden dava tarihine kadar 2926 sayılı yasaya göre zorunlu tarım sigortalısı olduğunun tespiti ile davalı Kurum’a en az 15 yıllık prim borcunu ödeyerek tahsis talebinde bulunması halinde yaşlılık aylığına hak kazanabileceğine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Yerel mahkemenin 01.06.1994 ile 20.04.2009 dava tarihi arasında kalan sürede davacının Tarım … sigortalısı olduğunun kabulü doğrudur. Yaşlılık aylığına ilişkin karar da ise hata yapıldığı görülmektedir.
Davanının yasal dayanağının oluşturan 2926 sayılı Yasa’nın Ek 3.maddesi delaletiyle 1479 sayılı Yasa’nın 35 ve geçici 10/c maddeleri gereğince davacının yaşlılık aylığına hak kazanabilmesi için tahsis talebinde bulunması, 15 tam yıl prim ödemesi ve 57 yaşının bitirmiş olması gerekmektedir. Somut olayda 1937 doğumlu olan davacının yaş koşuluna sahip olduğu görülmektedir. Dava dilekçesi ile yaşlılık aylığına hak kazanıldığının tespitinin istenilmesine ve dava dilekçesinin Kurum’a ulaşmasına göre yazılı başvuru koşuluda gerçekleşmiştir. Ancak 01.06.1994 tarihinde başlatılan sigortalılığına göre davacının 20.04.2009 dava tarihinde 15 yıl sigortalılığının bulunmadığı gibi 1479 sayılı Yasa’nın 35. maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanabilmesinin bir diğer koşulu olan prim ve her türlü borçların ödenmesi koşulunun da davacı bakımından oluşmadığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Öte yandan HUMK’nun 389. maddesinde, mahkeme kararında taraflara yükletilen görev ve verilen hakların şüphe ve tereddüdü gerektirmeyecek biçimde açık olarak yazılması öngörülmüştür. Hüküm fıkrası kararın esası olup, açık ve infazı mümkün olmalıdır. Şarta bağlı ve terditli olarak hüküm kurulamaz. Davanın açıldığı tarihteki duruma göre hüküm fıkrasında, asıl talep ile yardımcı talepler hakkında, şüphe ve tereddüdü gerektirmeyecek biçimde açık olarak karar verilmelidir. Bu duruma göre de tahsis talebinde bulunulması ve primlerin ödenmesi şartına bağlı olarak hüküm kurulmasının hatalı olduğu ortadadır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın davacının yaşlılık aylığına yönelik isteminin reddi yerine, yazılı şekilde şarta bağlı hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 06.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.