Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/3525 E. 2010/10166 K. 19.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3525
KARAR NO : 2010/10166
KARAR TARİHİ : 19.10.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava iş kazası sonucu sürekli işgöremez duruma gelen davacının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece olayın iş kazası olduğunun tespitine ilişkin mahkeme kararının 24.11.1997 tarihinde kesinleştiği her iki davanın bu tarihten itibaren on yıl geçmeden açıldığı gerekçesiyle davalının zamanaşımı def’inin reddine karar verilerek davacının maddi zararı SGK’ca bağlanan gelirle karşılandığından maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının davalıya ait …Trafo Merkezinde tablocu olarak çalışırken 28.9.1993 tarihinde terörist saldırı sonucu yaralandığı, sağ ön kol opere kırığı (ulna kırığı) nedeniyle Osteosentes ameliyatı yapıldığı, 7.10.1994 tarihine kadar raporlu kalıp 7.10.1994 tarihinde işbaşı yaptığı, 13.1.1997 tarihinde “iş kazasının tespiti” davası açtığı, … 3. İş Mahkemesinin 1997/123 Esas nolu dosyasında görülen dava sonucu mahkemece 24.9.1997 tarihinde verilen karar ile olayın iş kazası olduğunun tespitine karar verildiği ve verilen kararın 24.11.1997 tarihinde 10. Hukuk Dairesince onanarak kesinleştiği, olayın mahkemece işkazası olarak kabul edilmesi nedeniyle SGK’ca davacıya 28.9.1993- 6.10.1994 dönemi için geçici iş göremezlik ödeneği ödenip, SSK … Eğitim Hastanesinin 24.5.2002 ve 28.5.2003 tarihli raporları dikkate alınarak 7.10.1994 tarihinden itibaren % 27 sürekli işgöremezlik oranına göre işkazası sigorta kolundan gelir bağlandığı, davacının 27.7.2007 tarihinde 1.000,00 TL maddi tazminat istemli kısmi dava açtığı davalı vekilince süresi içinde 15.11.2007 tarihli cevap dilekçesi ile zamanaşımı def’inde bulunduğu, 23.11.2007 tarihinde açtığı dava ile manevi tazminat istediği davalı vekilinin süresinde verdiği 7.1.2008 tarihli cevap dilekçesinde zamanaşımı def’inde bulunduğu ve her iki davanın birleştirildiği anlaşılmaktadır.
İşverenin iş kazalarından doğan tazminat sorumluluğu BK.’nun 332.maddesi gereğince hizmet akdinden doğan işçiyi koruma ve gözetme yükümlülüğüne ve olay tarihinde yürürlükte bulunan 1475 sayılı eski İş Kanununun 73, 4857 sayılı yeni İş Kanununun 77.maddesinde öngörülen iş güvenliği ve işçi sağlığına ilişkin yükümlülüklerine aykırı davranmasından kaynaklanmakta olup sorumluluğun yasal dayanağı itibariyle işverene karşı açılacak dava aynı kanunun 125.maddesi gereğince olayın meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir.
Uyuşmazlık bu tür davalarda BK.’nun 125.maddesince uygulanmakta olan on yıllık zamanaşımı süresinin hangi tarihten başlatılması gerektiği noktasındadır. Uygulama ve öğretide kabul ettiği üzere, zamanaşımı failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılmalıdır. Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zarar, ancak bakım ve tedavi sonucunda düzenlenen hekim raporuyla belirli bir açıklığa kavuşur.
Somut olayda davacı 28.9.1993 tarihinde meydana gelen işkazası sonucu sağ ön kol opere kırığı( ulna kırığı) nedeniyle ameliyat geçirip tedavi görmüş 7.10.1994 tarihine kadar istirahatli kalmış ve 7.10.1994 tarihinde işbaşı yapmıştır. Davacının cismani zararının “ulna kırığı” olduğu gözetildiğinde bu kırığın kaynaması sonucu davacıda iş kazası nedeniyle oluşan arızanın ne olduğu işbaşı yaptığı tarihte ortaya çıkmıştır. Davacının sürekli işgöremezlik durumuna girdiği tarih 7.10.1994 tarihi olup on yıllık zamanaşımının bu tarihten itibaren başlatılması gerekir.
O halde maddi tazminat istemli davanın açıldığı 27.7.2007 ve manevi tazminat davasının açıldığı 23.11.2007 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunun kabulü gerekir.
Mahkemece bu konuda hatalı değerlendirme yapılarak zamanaşımının iş kazasının tespiti davasında verilen mahkeme kararının kesinleşme tarihi olan 24.11.1997 tarihinde başlayacağının kabulü ile sonuca gidilmiştir. Oysa ki davacının olay tarihinden hemen sonra Kuruma başvurması, Kurumca olayın işkazası olarak kabul edilmemesi halinde ise “iş kazasının tespiti” davası açması mümkündür. Davacının bu konudaki ihmalinin ona yeni bir hak kazandırması olanaksız olup bu 10 yıllık zamanaşımı süresini yeniden başlatmayacaktır.
Mahkemece yukarıdaki açıklamalar dikkate alınarak davalının zamanaşımı def’i kabul edilerek davanın zamanaşımından reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına, bozma nedenine göre davalının diğer, davacının tüm itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 19.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.