YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3567
KARAR NO : 2011/3466
KARAR TARİHİ : 14.04.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 1.4.1988-15.2.2006 tarihleri arasında çakışan kısa süreli SSK sigortalılığı dışında 2926 sayılı Yasa kapsamında Tarım … sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 01.04.1988-15.02.2006 tarihleri arasında 506 sayılı Yasaya tabi sigortalı olduğu süre dışında tarım … sigortalısı olduğunun tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, tarımsal faaliyet ıspatlanamadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Gerçekten Tarım … sigortası kapsamında kesintisiz tarımsal faaliyetin bulunduğunun anlaşıldığı hallerde, 506 sayılı Yasa kapsamındaki kısa süreli çalışmaların 2926 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığı tümden sona erdirmeyeceği, 2926 sayılı Yasa’nın 36 ve 10.maddesindeki şartlarında gerçekleşmesi halinde 506 sayılı Yasa kapsamındaki kısa süreli çalışmalar dışında kalan süreler bakımından Tarım … sigortalısı olunduğunun kabulünün gerekeceği, 506 sayılı Yasa kapsamındaki çalışmaların uzun süreli olduğu hallerde ise, tarımsal faaliyetin kesintiye uğradığının ve …’lu çalışmanın sona ermesinden sonra, 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığın yeniden başlatılabilmesi için, doğrudan prim yatırılması veya aynı yasanın 36.maddesine göre ürün bedelinden tevkifat yapılması yoluyla yeniden kayıt ve tescil yolundaki iradenin ortaya konulması gerektiği Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının 01.04.1988 tarihinde ilk defa 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olarak tescil edildiği, 506 sayılı Yasa’ya tabi çalışmasının davalı Kurumca 2009 yılında öğrenilmesi üzerine 30.4.1988 tarihi itibariyle terkin edildiği, 25.08.2003,30.09.2003 ve 30.10.2003 tarihlerinde prim ödemeleri olduğu, 5458 sayılı Yasadan yararlanarak prim borçlarını bitirdiği,ziraat odası ve tarım kooperatifi kaydının bulunmadığı, kendi adına kayıtlı tarımsal arazisi bulunmadığı, hayatta olan babasına ait yaklaşık 85 dönüm 2003 yılı iktisap tarihli zirai taşınmazların olduğu, 01.05.1988-01.08.2006 tarihleri arasında kesintili olarak ve kısa süreli 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı çalışmalarının bulunduğu anlaşılmaktadır.
iğer sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi kısa süreli çalışmaların bulunması halinde sigortalının tarımsal faaliyetinin devam ettiğinin kabul edilmesi gerekirsede kısa süreli çalışmanın sona ermesinden sonra zirai faaliyetinin açıkça ortaya konulması şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanması gerekir. Bunun içinde 2926 sayılı Yasa’nın 10. maddesinde ve tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmanın yasal karinesi olan kayıt, bilgi ve bulgular davacı adına mevcut olmalı bu kayıtlar uyuşmazlık sürecinde devam etmeli, sigortalılık iradesini gösteren prim ödemeleri veya kesintileri bulunmalıdır.
Somut olayda, davacının 506 sayılı Yasaya tabi kısa süreli sigortalılığının sona ermesinden sonra tarımsal faaliyetinin devam ettiği kayıtlarla ispat edilemediğinden mahkemece 30.04.1988-31.08.2003 ve 01.01.2004-15.02.2006 tarihleri arasındaki döneme ilişkin talebin reddedilmesi doğrudur. Ancak davacının 25.08.2003,30.09.2003 ve 30.10.2003 tarihlerinde prim ödemeleri olduğu dikkate alınarak davacının ilk prim ödeme tarihi 25.08.2003 tarihini takip eden aybaşı olan 1.9.2003 tarihinden itibaren 31.12.2003 tarihine kadar olan sürede 2926 sayılı Yasa kapsamında tarım … sigortalısı olduğunun kabulü gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davacının 01.09.2003-31.12.2003 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasa kapsamında tarım … sigortalısı olduğunun tesbitine, fazla istemin reddine karar vermekten ibarettir.
Mahkemece yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.