Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/3718 E. 2010/7823 K. 01.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3718
KARAR NO : 2010/7823
KARAR TARİHİ : 01.07.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 04.04.1991 tarihinden 23.06.1999 tarihine kadar olan dönemde SSK sigortalısı, bunun dışında kalan sürelerde … tarım sigortalısı olduğunun ve 19.06.2006 tarihli tahsis talebi üzerine SSK’ca aylık bağlanması bu aylıkların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, davacının ıslah edilmiş hali ile 01.07.1990-07.10.2002 tarihleri arasında 1479 ve 506 sayılı Yasalara tabi hizmetleri dışında Tarım … sigortalı olduğunun tesbiti ile 27.11.2006 tarihli ödemesi nedeniyle 01.12.2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tesbitine ve ödenmeyen yaşlılık aylıklarının yasal faizleri ile ödenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 20.08.1969-31.01.2000 tarihleri arasında kesintili olarak 353 gün 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu,24.06.1999-31.08.1999 ve 13.10.1999-31.03.2001 tarihleri arası 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı,01.11.2002- 30.05.2006 tarihleri arası 506 sayılı Yasa’ya tabi isteğe bağlı sigortalı hizmetinin bulunduğu, 13.06.1990 tarihli bildirgeye göre 01.07.1990 tarihi itibariyle re’sen Tarım … sigortalı olarak tescil edildiği ve 03.04.1991 tarihinde SSK’lı çalışması nedeniyle Tarım … sigortalılığının terkin edildiği anlaşılmaktadır.
Gerçekten Tarım … sigortası kapsamında kesintisiz tarımsal faaliyetin bulunduğunun anlaşıldığı hallerde, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamındaki kısa süreli çalışmaların 2926 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığı tümden sona erdirmeyeceği, 2926 sayılı Yasa’nın 36 ve 10.maddesindeki şartlarında gerçekleşmesi halinde diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamındaki kısa süreli çalışmalar dışında kalan süreler bakımından Tarım … sigortalısı olunduğunun kabulünün gerekeceği, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamındaki çalışmaların uzun süreli olduğu hallerde ise, tarımsal faaliyetin kesintiye uğradığının ve diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamındaki çalışmanın sona ermesinden sonra, 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığın yeniden başlatılabilmesi için, talepte bulunulması, doğrudan prim yatırılması veya aynı yasanın 36.maddesine göre ürün bedelinden tevkifat yapılması yoluyla yeniden kayıt ve tescil yolundaki iradenin ortaya konulması gerektiği Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Davacının 2926 sayılı Yasanın 10.maddesinde sayılan kurum ve kuruluşlardan bir bölümünde kaydının bulunmadığı doğrudur. Ancak davacının 13.06.1990 tarihli giriş bildirgesine göre 01.07.1990 tarihinden itibaren 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olarak re’sen tescil edildiği, kendi nam ve hesabına çiftçilik yaptığı, 506 sayılı Yasa kapsamındaki zorunlu sigortalı çalışmalarının kısa süreli olduğu dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca da davacının SSK’lı çalışmalarının dışlanması doğru ise de, hüküm fıkrasında 10.05.1997-20.06.1997 tarihleri arasındaki kısa süreli SSK’lı çalışmalarının dışlanmaması ve davacının 13.10.1999-31.03.2001 tarihleri arasındaki 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığı uzun süreli olduğu için bu sigortalılığının sona erdiği tarihten sonraki ilk prim ödemesi 11.02.2002 tarihinde olduğundan, 01.02.2002-07.10.2002 tarihleri arasında Tarım … sigortalı olarak kabul edilmesi gerekirken, bu sürenin de dışlanarak 01.07.1990-07.10.2002 tarihleri arasında Tarım … sigortalı olduğunun tesbitine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Öte yandan,davanın yasal dayanağını oluşturan 2829 sayılı Yasanın 8. maddesinde: “Birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere; son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan Kurum’ca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır ve ödenir.” hükmü düzenlenmiştir. Öte yandan 2829 sayılı Yasa’nın 8. maddesinde
fiili hizmet süresinden söz edildiğinden 2925 sayılı Yasa’ ya tabi isteğe bağlı sigortalılık dışındaki diğer yasalara tabi isteğe bağlı sigortalılık sürelerinin 2829 sayılı Yasanın 8. maddesinde belirtilen son yedi yıllık fiili hizmet süresinin hesabında fiili hizmet süresinin içinde değerlendirilemeyeceği, isteğe bağlı sigortalı olunan bu sürelerin sadece yaşlılık aylığı bağlanma süresinin hesabında nazara alınması gerektiği hususu da Dairemizin yerleşmiş görüşlerindendir.
Yapılacak iş; davacının 01.07.1990-12.10.1999 tarihleri arasındaki 506 ve 1479 sayılı Yasa’lara tabi kısa süreli zorunlu sigortalılıkları dışında ve 01.02.2002-07.10.2002 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasa’ya tabi Tarım … sigortalı olduğunu kabul etmek,kabul edilen Tarım … sigortalılığı ile 20.08.1969-31.01.2000 tarihleri arasındaki kesintili 353 gün 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalılığı, 24.06.1999-31.08.1999 ve 13.10.1999-31.03.2001 tarihleri arası 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığı ve 01.11.2002-30.05.2006 tarihleri arası 506 sayılı Yasa’ya tabi isteğe bağlı sigortalık süresi üzerinden, 506 sayılı Yasa’ya tabi isteğe bağlı sigortalılık sürelerinin 2829 sayılı Yasa’nın 8. maddesinde belirtilen son yedi yıllık fiili hizmet süresinin hesabında fiili hizmet süresinin içinde değerlendirilemeyeceği, isteğe bağlı sigortalı olunan bu sürelerin sadece yaşlılık aylığı bağlanma süresinin hesabında nazara alınması gerektiğini gözetmek, 2829 sayılı Yasa’nın 8. maddesince davacının hangi sosyal güvenlik yasası hükümlerine tabi olarak yaşlılık aylığı talep edebileceğini tesbit etmek, tesbit edilen sosyal güvenlik yasası hükümlerine göre yaşlılık aylığı şartlarını değerlendirmek ve sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 01.07.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.