YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3745
KARAR NO : 2011/5086
KARAR TARİHİ : 02.06.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, idari para cezası ile ek prim ve gecikme cezası borcunun iptaliyle, Kuruma borcu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, idari para cezası ile ek prim ve gecikme cezası borcunun iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacı şirketin davalı Kuruma herhangi bir borcu bulunmadığının tesbitine karar verilmiştir.
17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 140. maddesinin 09.05.2007 tarih ve 5655 sayılı Yasa ile değişik şekline göre “idari para cezaları ilgiliye tebliğ edilmekle tahakkuk eder ve tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Kuruma ödenir veya aynı süre içerisinde Kurumun ilgili ünitesine itiraz edilebilir. İtiraz takibi durdurur. Kurumca itirazı red edilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilirler.” hükmü getirilmiştir.
Mahkemece, yukarıdaki anılan Yasanın amir hükmü nazara alınarak dava konusu idari para cezası yönünden yargı yolu yanlışlığı nedeniyle mahkemenin görevsizliğine, idari yargının görevli olduğuna karar verilmesi gerekirken, davanın esasına girilerek “davanın kabulüne” karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
İkinci uyuşmazlık ise, Sosyal Güvenlik Kurumu müfettişince saptanan bildirim dışı kalmış işçilik nedeniyle tahakkuk ettirilen prim ve gecikme cezası borcunun takibine ilişkindir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, yolcu otobüsü ile şehirlerarası yolcu taşımacığı yapan davacı şirkete ait işyerinde sigorta müfettişlerince yapılan denetim sonucu, Kuruma yeterli işçilik bildirilmediği tespit edilerek, ek prim ve gecikme cezası tahakkuk ettirildiği anlaşılmaktadır.
04.10.2000 tarihli 616 sayılı KHK.’nın 66. maddesi ile sigorta müfettişlerinin işyerlerinde belirtilen nitelikte inceleme ve ölçümleme yapma ve bu raporlara dayalı olarak da Kurum tarafından resen prim tahakkuk ettirme yetkilerini düzenleyen 4792 sayılı Yasa’nın 3917 sayılı Yasa ile değişik 6. maddesi yürürlükten kaldırılmış, ne var ki; 616 sayılı KHK. Anayasa Mahkemesi’nin 31.10.2000 tarihli kararı ile iptal edilmiş, iptal kararı 10.11.2000 günlü Resmi Gazete’de yayımlanmış ve iptal kararı yayım tarihinden bir yıl sonra 10.11.2001 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Yasa’nın 37. maddesi ile değişik 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinin 7. fıkrasında fiilen veya işyeri kayıtlarından tespit edilecek her türlü bilgiden ya da kamu kuruluşları tarafından düzenlenen belge veya alınan bilgilerden çalıştığı tespit edilen sigortalılara ait olup, bu Yasa uyarınca Kuruma verilmesi gereken belgelerin yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi halinde, bu belgenin Kurumca resen düzenleneceği ve muhteviyatı sigorta primleri Kurumca tespit edilerek işverene tebliğ edileceği ,işverenin, tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ilgili Kurum ünitesine itiraz edebileceği, itirazın reddi halinde işverenin kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde yetkili mahkemeye başvurabileceği, 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Yasa’nın 49. maddesi ile değişik “Sigorta Müfettişlerinin Teftiş Yetkileri Başlıklı” 506 sayılı Yasa’nın 130. maddesinin 2. fıkrasında “işverenin Kuruma emsaline, yapılan işin nitelik, kapsam ve kapasitesine göre işin yürütülmesi için gerekli olan sigortalı sayısının, çalışma süresinin veya prime esas kazanç tutarının altında bildirimde bulunduğunun Kurumca saptanması halinde işin yürütülmesi için gerekli olan asgari işçilik miktarı, yapılan işin niteliği, bünyesinde kullanılan teknoloji, iş yerinin büyüklüğü, benzer işletlemelerde çalıştırılan işçi sayısı, ilgili meslek veya kamu kuruluşlarının görüşü gibi unsurları dikkate alarak sigorta müfettişi tarafından tespit edileceği” bildirilmiştir. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa’nın 85/1.ve 17.04.2008 tarihli 5754 sayılı Yasa’nın 50. maddesi ile değişik 86. maddesinin 7. fıkrasında da bu mevcut düzenleme aynen yer almıştır.
Davalı Kurumun tüm işyerlerinde ölçümleme hakkının bulunduğu açıkça ortada iken mahkemece yazılı gerekçe ile davanının kabulüne karar verilmiş olması isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş, davacının prim ve gecikme zammı borcuna yönelik açtığı dava yönünden, davalı Kurumun ölçümlemeye esas aldığı müfettiş raporu eklerinin tümünü davalı Kurumdan, terminal otobüs çıkış kayıt defterini ilgili Kuruluştan istenerek, asgari işçiliği teknik usullerle saptamasını bile bir hukuçu bilirkişi ve ilgili meslek odasından yolcu taşımacılığı işinde uzman kişilerin listesi istenerek bu kişiler arasından iki bilirkişi seçmek suretiyle oluşturulacak üç kişilik heyetten rapor alarak gerçek biçimde işçilik oran ve işçilik miktarını saptamak, 05.06.2007 ve 02.07.2007 tarihli müfettiş raporlarında isimleri geçen dava dışı işçileri hak alanlarını ilgilendirdiğinden davaya dahil etmek, ileri sürecekleri delilleri toplamak ve sonucuna göre de prim borcunu hesaplatmak; idari para cezasına ilişkin itirazı ise, ayırarak, mahkemenin görevsizliğine, buna karşı yetkili ve görevli idare mahkemesinde itiraz edilebileceğine karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 02.06.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.