Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/3936 E. 2010/3777 K. 05.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3936
KARAR NO : 2010/3777
KARAR TARİHİ : 05.04.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı,askerlik borçlanması yapabileceğinin tespiti ile 1.10.2008 tarihinden itibaren ölüm aylığı almaya hak kazandığına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
1-Dosyadaki yazılara,kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava, davacının 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı iken ölen eşinin askerlik borçlanmasını yapabileceği, ölüm aylığı için 3 yıllık sigortalılık süresinin yeterli olduğu, 1.10.2008 tarihinden itibaren ölüm aylığına hak kazandığının tesbiti istemlerine ilişkindir
Mahkemece davanın kabulü ile davacının ölüm aylığını talep ettiği tarihi takip eden aybaşı olan 1.10.2008 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin, ölüm aylığı için 3 yıllık sigortalılık süresi yeterli olduğunun ve askerlik borçlanması yapabileceğinin tespitine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 1479 Sayılı Yasa’nın 41. maddesindeki 3 tam yıl sigorta primi ödeme koşulunu 619 Sayılı K.H.K. 5 yıla çıkarmış ise de, anılan bu K.H.K.’de Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı ile yürürlükten kalkmıştır. Ne var ki, 4956 Sayılı Yasa’nın 21.maddesi ile 1479 Sayılı Yasa’nın 41. maddesindeki ölüm aylığı bağlanabilmesi için gerekli sigorta primi ödeme süresi 5 yıla çıkarılmıştır. Yine aynı yasanın 57/b maddesinde bu değişikliğin 619 Sayılı K.H.K.’nin yürürlükten kalkma tarihi olan 08.08.2001 tarihinden itibaren geçerli olacağı belirtilmiştir. Ancak, 1479 Sayılı Yasa’nın 4956 Sayılı Yasa ile değişik 41.maddesinin (a) bendinin yürürlüğe giriş maddesi olan 4956 Sayılı Yasa’nın 57/b maddesinin iptali için 11.03.2004 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne iptal başvurusunda bulunulmuş, Anayasa Mahkemesi’nin 24.06.2004 gün ve E:2004/18, K:2004/89 Sayılı Kararı ile 4956 Sayılı Yasa’nın 57. maddesinin (b) bendinin, 1479 Sayılı Yasa’nın 41. maddesinin birinci fıkrasının 4956 Sayılı Yasa’nın 21. maddesi ile değiştirilen (a) bendi yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. 02.07.2005 tarih ve 5389 sayılı Yasa’nın 4.maddesi ile 4956 sayılı Yasa’nın 57.maddesinin (a) benine “1479 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin ikinci fıkrası, 19,” ibaresinden sonra gelmek üzere “21” ibaresi eklenmiş ve aynı Yasa’nın 5/b maddesi uyarınca 4.maddesinin 2.8.2003 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiştir.
Bu durumda 1479 sayılı Yasa’nın 41.maddesinde 4956 sayılı Yasa’nın 21. maddesiyle 24.7.2003 tarihinde yapılan değişiklikle 3 tam yıl prim ödeme koşulunu 5 tam yıla çıkaran düzenlemenin yürürlük tarihi 02.08.2003 olarak değiştirildiğinden ,bu tarihten sonra ölen sigortalıların hak sahipleri için 5 tam yıl sigorta primi ödeme koşulu aranacaktır.
Somut olayda 26.9.1995 tarihinde ölen sigortalının eşine aylık bağlanması için 3 yıllık sigortalılık süresinin yeterli olacağı yönündeki mahkeme kararı yerindedir.
Davacı murisinin vergi kaydına göre 24.5.1982- 25.11.1984 tarihleri arasında 2 yıl 6 ay 1 gün Bağ Kur sigortalılığının bulunduğu, prim borçlarının 4.9.2008 tarihinde ödendiği, 25.8.2008 tarihli askerlik borçlanması talebi üzerine Kurumca yapılan bir tahakkuk işleminin dosyasında bulunmadığı, 2.3.2010 tarihli hesap ekstresinde de borçlanma bedeli olarak ödenen askerlik süresi kaydına rastlanmadığı, davacı vekilinin fotokopisini dosyaya sunduğu banka dekontuna göre askerlik borçlanma bedelinin yatırıldığının iddia edilmesine göre, mahkemece davacıya ölen eşinin askerlik süresini borçlanmak suretiyle 3 yıllık sigortalılık süresini tamamlayıp tamamlamadığı araştırılmadan ölüm aylığı bağlanması gerektiğine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; Davacı vekilinin askerlik borçlanması için sunduğu banka dekontuna göre davacının, askerlik süresi olarak borçlanma yapıp yapmadığını veya ne kadar süresini borçlandığının Kurumdan sorularak, borçlanma bedeli ödenen askerlik süresi ile birlikte 3 yıllık sigortalılık süresinin sağlandığının anlaşılması durumda şimdiki gibi ölüm aylığının bağlanması gerektiğinin tespitine, askerlik borçlanma bedelinin yatırılmadığının anlaşılması durumunda ise davacıya askerlik borçlanma bedelini yatırması için süre vermek ve sonucuna göre yatırdığı tarihi takip eden aybaşından itibaren ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar vermek gerekir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kuruumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 5.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.