Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/4003 E. 2011/4079 K. 28.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4003
KARAR NO : 2011/4079
KARAR TARİHİ : 28.04.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, SSK’lı çalışmaları nedeniyle iptal edilen sürelerde Tarım … sigortalısı olduğunun ve yaşlılık aylığı almaya hak kazandığın tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 01.03.1985-19.12.2008 tarihleri arasında 506 sayılı Yasaya tabi sigortalı olduğu süre dışında tarım … sigortalısı olduğunun ve 19.12.2008 tahsis talep tarihini takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının 01.02.1989-31.08.2003 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa’ya tabi çalıştığı süreler dışında 2926 sayılı Yasa kapsamında tarım … sigortalısı olduğunun ve 01.01.2009 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tesbitine karar verilmiştir.
Gerçekten Tarım … sigortası kapsamında kesintisiz tarımsal faaliyetin bulunduğunun anlaşıldığı hallerde, 506 sayılı Yasa kapsamındaki kısa süreli çalışmaların 2926 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığı tümden sona erdirmeyeceği, 2926 sayılı Yasa’nın 36 ve 10.maddesindeki şartlarında gerçekleşmesi halinde 506 sayılı Yasa kapsamındaki kısa süreli çalışmalar dışında kalan süreler bakımından Tarım … sigortalısı olunduğunun kabulünün gerekeceği, 506 sayılı Yasa kapsamındaki çalışmaların uzun süreli olduğu hallerde ise, tarımsal faaliyetin kesintiye uğradığının ve …’lu çalışmanın sona ermesinden sonra, 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığın yeniden başlatılabilmesi için, doğrudan prim yatırılması veya aynı yasanın 36.maddesine göre ürün bedelinden tevkifat yapılması yoluyla yeniden kayıt ve tescil yolundaki iradenin ortaya konulması gerektiği Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının 01.03.1985 tarihinde 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olarak tescil edildiği,31.01.1989 tarihinde 506 sayılı Yasa’ya tabi çalışması nedeniyle terkin edildiği, 01.09.2003 tarihinde prim ödemesi nedeniyle yeniden tescil edildiği, tescilinin devam ettiği, 2003-2009 yılları arasında prim ödemeleri olduğu, 01.02.1989-31.05.1989 tarihleri arasında 112 gün, 1998 yılında 40 gün 506 sayılı Yasaya tabi kısa süreli çalışmasının bulunduğu,ziraat odası ve tarım kooperatifi kaydının olmadığı,yaklaşık 474 m arsa vasfında taşınmazının olduğu,muhtar beyanı ile zabıta araştırmasında davacının tarımsal faaliyetinin doğrulandığı görülmektedir.
Diğer sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi kısa süreli çalışmaların bulunması halinde sigortalının tarımsal faaliyetinin devam ettiğinin kabul edilmesi gerekirse de kısa süreli çalışmanın sona ermesinden sonra sigortalılık iradesinin açıkça ortaya konulması şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanması gerekir. Bunun içinde 2926 sayılı Yasa’nın 10. maddesinde ve tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmanın yasal karinesi olan kayıt, bilgi ve bulgular davacı adına mevcut olmalı bu kayıtlar uyuşmazlık sürecinde devam etmeli, sigortalılık iradesini gösteren prim ödemeleri veya kesintileri bulunmalıdır.
Somut olayda, davacının tesbitine karar verilen dönemde 506 sayılı Yasa’ya tabi çalışmaları kısa süreli ise de kısa süreli çalışmanın sona ermesinden sonra sigortalılık iradesinin açıkça ortaya konulması ve şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanması gerektiği gözetilmeden, 2926 sayılı Yasa’nın 10. maddesinde belirtilen tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmanın yasal karinesi olan kayıt, bilgi ve bulgular davacı adına mevcut olmadığı, sigortalılık iradesini gösteren prim ödemeleri veya kesintilerinin de bulunmadığı dikkate alınmadan davacının 1.2.1989-31.8.2003 tarihleri arasındaki döneme ilişkin tespit talebinin reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, davacının hizmet tesbiti talebini reddetmek, aylık talebi yönünden oluşacak duruma göre aylık şartlarını değerlendirerek sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.