Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/424 E. 2011/747 K. 07.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/424
KARAR NO : 2011/747
KARAR TARİHİ : 07.02.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, doğum borçlanmasının geçerli olduğunun tesbitiyle, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, 5510 sayılı Kanunun 41/l-a maddesi gereğince doğuma dayalı borçlanma yapabileceğinin tespitini istemiş, istem mahkemece red edilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının 9.10.1972 tarihinde 506 sayılı Yasaya tabi sigortalı olarak tescilinin yapıldığı, 1972-1982 arasında sigortalı çalışmalarının bulunduğu, 1.9.1982 tarihinde işten ayrıldığı ve bu tarihten sonra çalışmasının mevcut olmadığı, 24.7.1983 tarihinde doğum yaptığı, 27.4.2009 tarihinde 5510 sayılı Yasa ile getirilen hükümden yararlanmak için başvuruda bulunduğu, Kurumun 2008/111 sayılı genelgeyi gerekçe göstererek, işten ayrıldıktan sonra 300 gün içinde doğum olayının gerçekleşmediğini belirterek istemi red ettiği, mahkemeninde aynı gerekçelerle davanın reddine karar verdiği anlaşılmaktadır.
5510 sayılı Kanunun “sigortalıların borçlanabileceği süreler” başlıklı 41/1-a maddesinde, Bu kanuna göre sigortalı sayılanların; Kanunları gereği verilen ücretli doğum ya da analık izni süreleri ile 4.maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalı kadının, iki defaya mahsus olmak üzere doğum tarihinden sonra iki yıllık süreyi geçmemek kaydıyla hizmet akdine istinaden işyerinde çalışmaması ve çocuğunun yaşaması şartıyla talepte bulunulan süreleri, kendilerinin veya hak sahiplerinin yazılı talepte bulunmaları ve talep tarihinde 82.maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt ve üst sınırları arasında olmak üzere, kendilerince belirlenerek günlük kazancın % 32’si üzerinden hesaplanacak primlerini borcun tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde ödemeleri şartı ile borçlandırılarak, borçlandırılan süreleri sigortalılıklarına sayılır…” hükmü düzenlenmiştir.
Somut olayda, ilk kez 506 sayılı Kanun kapsamında 9.10.1972 tarihinde zorunlu sigortalı olduğu anlaşılan davacının 24.7.1983 tarihinde gerçekleştirdiği doğum sebebiyle, ancak doğum tarihinden sonra iki yıllık süreyi geçmemek kaydıyla hizmet akdine istinaden işyerinde çalışmaması ve çocuğunun yaşaması şartlarının dışında, başkaca bir şart aranmaksızın borçlanma hakkına sahip olduğu, ilgili maddede, doğumun çalıştığı işyerinden ayrıldıktan sonra 300 gün süre içinde gerçekleşmesi gerektiği şeklinde bir düzenleme bulunmadığı, Kurumun genelgesinin ise Yasanın açık hükmü karşısında hiç bir uygulanırlığının ve bağlayıcılığının bulunmadığı kabul edilmelidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın kurulan hüküm usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 7.2.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.