YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4393
KARAR NO : 2010/7694
KARAR TARİHİ : 29.06.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalı işverenin işçisi olarak çalışırken 26.04.2006 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara ,toplanan delillere hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, davacının davalı işverenlerin işçisi olarak Rusya’da inşaat şantiyesinde çalışırken 26.04.2006 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece S.G.K yönünden, davacının davalı şirketlere açtığı iş kazası maddi ve manevi tazminat davasının derdest olması, kuruma davalı şirketlerin topluluk sigortasından iş kazası ve meslek hastalığı kollarından prim ödemesinin bulunmaması sebebiyle olayın kurum yönünden iş kazası kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine, davalı şirketler yönünden ise; taraflar arasında iş aktinin bulunup bulunmadığı, kazanın meydana gelip gelmediği, iş kazası olup olmadığı, iş göremezlik oranı gibi hususların derdest tazminat davasında halledilmesi gereken hususlar olduğu gerekçeleriyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacı ve davalı … A.Ş arasında davacının davalı şirketin Rusya’daki işyerinde 9.11.2005-8.2.2006 tarihleri arasında betoncu olarak çalışmak üzere 8.11.2005 tarihinde sözleşme imzalandığı, davalı şirket çalışanlarınca düzenlenen olayla ilgili tutanakta “Rusyada IKEA şantiyesinde 5.11.2005 de işe başlayan … isimli personelin 26.4.2006 tarihinde sahada 16 n lik kolon betonu dökümü sırasında emniyet kemeri belinde olmasına rağmen dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu kayıp düşmesiyle iş kazası geçirmiştir” denildiği, davacının davalı … A.Ş nin Levent-İstanbul adresindeki 1.11.2001 tarihinde kapsama alınan (0000165) sigorta sicil nolu işyerinden 5.10.2005-17.7.2006 tarihleri arasında sürekli bildirimlerinin olduğu görülmektedir.
Eldeki davada uyuşmazlık olayın SGK yönünden 506 sayılı Yasa’nın 11. maddesine göre “ iş kazası” sayılıp sayılmayacağı ve SGK’nun davacılara 506 sayılıYasada iş kazası sigorta kolundan öngörülen yardımları yapmakla yükümlü olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Dosya içeriğinden yurt dışında çalışmak üzere götürülen kazaya maruz kalan işçinin iş kazası ve meslek hastalıklarına karşı topluluk sigortası yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Kamu hukuku alanına giren Sosyal Güvenlik Hukuku’nun hizmet akdiyle çalışanlar yönünden başlıca kaynağını oluşturan 506 sayılı Yasa SGK’na yükümlülükler getiren bir sosyal güvenlik sözleşmesi veya topluluk sigortası bulunmadığı takdirde kural olarak Türk Milli sınırları içerisinde ve Türkiye’de tescilli işyerleri ve işverenler ile kanun kapsamındaki işçiler için uygulanabilir.
Başka bir anlatımla 506 sayılı Yasa’nın uygulama alanı devletin hükümranlık sahası ile sınırlı olup ülke sınırları dışında uygulanamaz. 506 sayılı Yasa’nın ülke dışında meydana gelen sigorta olaylarında uygulanabilmesi SGK’na yükümlülükler getiren sosyal güvenlik sözleşmesi veya kısa vadeli sigorta kollarını da kapsayan topluluk sigortaları bulunması halinde mümkün olabilir.
Somut olayda, davacının davalı işverenin yurtdışında Rusya’da bulunan işyerinde çalışırken zararlandırıcı olaya maruz kaldığına ve Rusya ile Türkiye arasında SGK’yı yükümlülükler altına sokan sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmadığına ve topluluk sigortası iş kazasını kapsamadığına göre olayın SGK yönünden iş kazası sayılmaması yerinde ise de; davalı işveren şirket yönünden kazanın “iş kazası” olup olmadığı işin esasına girilerek belirlendikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçelerle işveren yönünden de reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 29.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.