YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4522
KARAR NO : 2010/11127
KARAR TARİHİ : 09.11.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar murisinin, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda;bozmaya uyarak ilamda yazılı nedenlerle, davalılardan … … Dağıtım A.Ş. hakkında açılan davanın reddine, 355.749.74 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalı Hikaş’tan alınarak davacılara verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacılar ile davalılardan Hikaş vekillerince istenilmesi ve davalılardan Hikaş vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 09.11.2010 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalılardan Hikaş vekili Avukat … ile karşı taraf vekili Avukat … geldiler. Diğer davalı adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıda karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, temyizin kapsamı ve temyiz nedenlerine göre, davacılar ile temyiz eden davalı Hikaş Halil İbrahim Karakullukçu … Taah. Tic. AŞ vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 2.10.2003 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu yardıma muhtaç % 100,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararları ile eş ve çocuklarının manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece Ankara İş Mahkemelerinin yetkili olduğuna ilişkin Dairemiz bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, davalılardan … … Dağıtım AŞ’ne yönelik davanın reddine, davacılardan sigortalının maddi tazminat isteminin kabulüne, sigortalı ile eş ve çocukların manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulü ile davalı Hikaş AŞ’den tahsiline karar verilmiş ve bu karar süresinde davacılar ile aleyhine hüküm kurulan davalı işveren vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı …’nun yardıma muhtaç % 100,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı olayda kazalının % 30 davalı işverenin ise % 70 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
B.K’nun 47. Maddesinde hakimin bedensel bütünlüğün bozulması halinde olayın özelliklerini göz önünde tutularak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Bedensel bütünlük eş deyişle vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasızdır. Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.6.1966, 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebilir. Bu nedenle hakiminin kararında bu özellikleri objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı … yararına hüküm altına alınan manevi tazminatın az olduğu açık ve seçiktir
Maddi tazminata yönelik temyize gelince:
Dava, sigortalının, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle uğramış olduğu zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Kusurun aidiyeti ve oranı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, tazminatın belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. Tazminatın saptanmasında ise; zarar ve tazminata doğrudan etkili olan işçinin net geliri, bakiye ömrü, iş görebilirlik çağı, iş görmezlik ve karşılık kusur oranları, destek görenlerin gelirden alacakları pay oranları, eşin evlenme olasılığı, hak sahipleri arasında ölenin anne ve babası varsa bunların yaşam süreleri, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bağlanan gelirin tüm peşin sermaye değeri gibi tüm verilerin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde öncelikle belirlenmesinin gerektiği tartışmasızdır.
İş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi zararının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Öte yandan, gerçek ücretin ise; işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücret olduğu, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş ücret olmadığı Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda, davacı işçinin inşaat ustası olarak çalıştığı yapılan işin vasıf ve mahiyetine göre, asgari ücret düzeyinde bir ücretle çalışmasının hayatın olağan akışına ve yaşam deneyimlerine uygun düşmeyeceği, giderek, sigorta müfettişinin asgari ücret düzeyinde bir ücret üzerinden yapmış olduğu saptamanın gerçeği yansıtmadığı açık-seçiktir. Nitekim davacı taraf da bu ücret belirlemesine gerçeği yansıtmadığından bahisle itiraz etmiştir. Davacının asgari ücretle çalışmadığının kabulü yerindedir. Ancak Ankara Ticaret Odasının bildirdiği olay tarihine ilişkin net emsal ücretin, brütünün alınmak suretiyle sigortalının olay tarihinde asgari ücretin 2,551 katı ücretle çalıştığının kabulü de hatalı olmuştur. Yapılan işin niteliğine göre Ankara Ticaret Odasının emsal ücret belirleyecek konumda olmadığı da açıktır.
Öte yandan davalı tarafça olaydan sonra kazalıya birtakım ödemelerin yapıldığına dair banka dekontları sunulmuştur. Yapılan ödemelerin bir bölümünün tedavi giderine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Tedavi gideri dışındaki ödemelerin sebebi ise belli değildir. Mahkemece tedavi gideri dışında yapılan ödemelerin nedeninin taraflara açıklatılarak, maddi tazminattan indirimi gereken bir ödemenin bulunup bulunmadığı tartışılmaksızın karar verilmesi de isabetsizdir.
Yapılacak iş, davacı işçinin yaptığı işin vasıf ve mahiyetine göre asgari ücret düzeyinde bir ücretle çalışmayacağı kabul edilerek, ilgili meslek odasından bilinen devrede her yıl için sigortalının alabileceği ücretleri sormak, benzer işyerlerinde çalışan ve emsal işi yapanların ücretlerini araştırmak suretiyle işçinin gerçek ücretini belirlemek, gerçek ücretle sigortalının tazminatını yeniden hesaplatmak, hüküm tarihine en yakın tarihteki verilere göre SGK tarafından hesaplanarak bildirilecek peşin sermaye değerini hesaplanan bu zarardan indirmek, davalı tarafça sunulan ve kazalıya yapılan tedavi gideri dışındaki ödemelerin nedeni açıklatılmak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacı ile davalılardan Hikaş yararına takdir edilen 750.00TL. duruşma Avukatlık parasının karşılıklı olarak birbirlerine yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 09.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.