Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/4640 E. 2011/7923 K. 11.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4640
KARAR NO : 2011/7923
KARAR TARİHİ : 11.10.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacılar ile davalılardan … mirasçıları, Kurum ve … vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 1. Maddesinde  “Bu Kanunun, senetle ispat, istinaf ve temyiz ile temyizde duruşma yapılmasına ilişkin parasal sınırlarla ilgili hükümlerinin Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan dava ve işlerde uygulanmayacağı, geçici 3. Maddesinde ise Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2. maddesi uyarınca Resmî Gazete’ de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı HUMK’ nun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı” düzenlenmiştir. Anılan düzenleme gereğince uygulanması gerekli olan HUMK’nun 427. maddesindeki 40,00-TL olan kesinlik sınırı ise parasal sınırları değiştiren 5219 sayılı yasanın 2/c maddesi ile 21.7.2004 tarihinden itibaren verilecek kararlarda bir milyar liraya (1.000,00 TL’ye) çıkarılmıştır. Diğer bir deyişle 21.7.2004 tarihinden itibaren verilen kararların temyiz edilebilmesi için hüküm altına alınan miktarın bir milyar lirayı (1.000,00-TL’yi) geçmesi gerekir.
Öte yandan HUMK’na 5236 sayılı yasanın 19.maddesi ile eklenen Ek-4.maddeye göre ise “Görev, kesin hüküm, istinaf, temyiz, Yargıtay’da duruşma, senetle ispata ve sulh mahkemelerindeki taksim davalarında muhakeme usulünün belirlenmesine ilişkin maddelerdeki parasal sınırlar; her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on milyon lirayı (10,00-TL) aşmayan kısımları dikkate alınmaz.”
2008 yılında bu parasal sınır 1250,00-TL.olarak uygulanmıştır. 20.11.2008 gün ve 27060 sayılı Resmi Gazete’de ilan edilen Maliye Bakanlığı’na ait 387 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nde, 2008 yılı için belirlenen yeniden değerlendirme oranı % 12 olarak öngörülmüştür. Buna göre, 2009 yılında mahkemelerce verilecek kararların temyiz edilebilmesi için, temyize konu dava değerinin 1.400,00.-TL’ geçmesi gerekir.
İnceleme konusu karar, bu tarihten sonra verilmiş ve kıdem tazminatı alacağı ile iglili temyiz konusu dava değeri 536,40 TL olup, bu durumda hüküm kesin nitelik taşıdığından, 01.06.1990 gün ve 1989/3 E. 1990/4 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı da göz önünde tutularak, davacılar vekilinin temyiz dilekçelerinin kararın kesinlik sınırları içinde kalması nedeniyle REDDİNE
2-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, temyiz nedenlerine ve hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
3-Davalılar … ve … mirasçılarının temyiz itirazlarına gelince;
Dava, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin uğramış olduğu maddi ve manevi zararın giderilmesi ile ölen sigortalının çalıştığı sürede hak ettiği kıdem tazminatının istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 56.871,07 TL maddi tazminatın 09.12.2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte SGK dışındaki diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacılara verilmesine, davacılar için ayrı ayrı 4.000,00 TL olmak üzere 20.000,00 TL manevi tazminatın 09.12.2001 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte GK dışındaki diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile 536,40 TL kıdem tazminatının 09.12.2001 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan … Tekstil Ltd. Şti den tahsili ile davacılara verilmesine fazla talebin reddine, davalı SGK hakkında açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Aynı kural H.M.K.’nun 294 maddesinde “hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar. Hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
Diğer taraftan, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Somut olayda, hüküm altına alınan 56.871,07 TL maddi tazminatın 09.12.2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte SGK dışındaki diğer davalılardan
müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacılara verilmesine karar verilmiş ise de kararın infazında şüphe ve tereddüt uyandıracak biçimde davacıların her biri yararına hükmedilen maddi tazminat miktarının ayrı ayrı ve açıkça hüküm fıkrasında gösterilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, … ve … mirasçılarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalılar … ve …’in diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halınde temyiz edenlere iadesine, 11/10/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.