Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/4849 E. 2010/5645 K. 13.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4849
KARAR NO : 2010/5645
KARAR TARİHİ : 13.05.2010

MAHKEMESİ :… Mahkemesi

Davacı, davalı işveren nezdinde 27.2.2002- 4.9.2004 tarihleri arası çalıştığının tespiti ile işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Uyuşmazlık, davacının, davalı işverene ait … yerinde 27.2.2002-4.9.2004 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmaların tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne ilişkin karar, Dairemizin 16.4.2007 gün ve 2006/7377 E,2007/6433 sayılı kararı ile, mahkemece dinlenen ve beyanları hükme esas alınan tanıkların tümünün komşu … yeri çalışanları olduğu belirtilmekle birlikte her üç tanığında … yerlerine girişlerinin 2004 yılının 6.ayı olduğu, bu durumda tanıkların ancak 2004/Haziran ayı ve sonrasına tanıklık edebilecekleri, öncesi için verdikleri beyanların kayıtlarda görülmemesi nedeniyle soyut düzeyde kalacağı ve çalışmayı belirleyemeyeceği, yapılacak işin … yerlerine komşu veya yakın … yerlerinin resmi … yeri kayıtlarına davacının talep konusu dönemde geçmiş kişi veya kişilerin isim ve adresleri resen tesbit edilerek bilgilerine başvurmak, çıkacak sonuca göre karar vermek gerektiğinden bahisle bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyulmuş, bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda tek bordro tanığı dışında çalışmayı doğrulayacak tanık bulunmadığı ve davacının yazılı delilde sunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulmuş ise de bozma kararı gerekleri yerine getirilmemiştir. 9.5.1960 gün ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bozma kararına uyan mahkeme artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Bozma kararına uyulmakla, bozma kararı lehine olan taraf yararına usule ilişkin kazanılmış hak doğar. Usule ilişkin kazanılmış hak kavramı ise, Usul Hukukunun dayandığı temel bir ilke olup kamu düzeniyle ilgilidir.
Bozma sonrası dinlenen davacı tanıklarından Arif Acarın davalı … yerinde 1.7.1999-31.7.2005 tarihleri arasında bildirimi yapılan bordro tanığı olduğu tanığa ilişkin hizmet cetvelinden anlaşılmış, tanık kendisinin bu … yerinde ustabaşı olarak çalıştığını,davacının da kendisinin denetiminde paketleme bölümünde 2002 yılı Şubat ayından 2004 yılı Eylül –Ekim aylarına kadar aralıksız çalıştığını belirtmiştir.Bordro tanıklarından davalı tanığı … ise ki bu tanık aynı zamanda 1999 yılından bu yana davalı … yerini kendisi işletmekte olup … veren konumundadır. Davacının davalı … yerinde hiç çalışmadığını belirtmiş,tanık Orhan Kaya ise davacının bu … yerinde hiç çalışmadığını ancak tüm çalışanları bilmediğini,usta başı …’ın yanında çalışanları bilmediğini belirtmiştir.
Mahkemece, dinlenen tanık ifadelerinin toplu olarak değerlendirilmesi sonucunda; davacı tanığı ifadesi dışında çalışma olgusunun kanıtlanmadığı, davalı … veren durumundaki tanık … ile … yerindeki tüm çalışanları tanımadığını ancak davacının bu yerde hiç çalışmadığını bildiğini ileri süren tanık Orhan Kaya’nın soyut düzeydeki anlatımlarına üstünlük tanınarak davanın reddine karar verilmişse de bozma kararına uyulmasına ve davacı bordro tanığı ifadesinin davanın kabulu için yeterli bulunmamasına rağmen ihtilaflı dönem olan 27.2.2002-4.9.2004 tarihleri arasında … yerine komşu veya yakın … yerlerinin resmi … yeri kayıtlarına geçmiş kişi veya kişilerin isim ve adreslerinin tesbit edilerek ifadelerine başvurulmadığı, dolayısıyla tüm kanıtların toplanmadığı eksik araştırma ile sonuca gidildiği ortadadır.
Yapılacak …,davanın kamu düzenine ilişkin niteliği gözetilerek, bozma kararı gereği yerine getirilerek, davacının tespitini istediği 27.2.2007-4.9.2004 tarihleri arasındaki bildirilmeyen sürelere ilişkin olarak komşu işyerlerinin bordrolarında kayıtlı ve davacıyla aynı dönemde çalışmış tanıkların bilgilerine başvurmak, böylece tüm kanıtlar toplandıktan sonra delilleri değerlendirip sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 13.5.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.