Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/491 E. 2010/5487 K. 10.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/491
KARAR NO : 2010/5487
KARAR TARİHİ : 10.05.2010

MAHKEMESİ :… Mahkemesi

Davacı,1.9.2005 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara,kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere verilen kararın bozma kararına uygun olmasına göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı,kısa süreli SSK’lı çalışmaları dışında primi ödenen tarım … sigortalılığının geçerli olduğunun tespiti ile … ve SSK hizmetleri dikkate alınarak 1.9.2005 tarihinden itibaren 506 sayılı Yasa hükümleri dikkate alınarak yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitini istemiştir.
Mahkemece,istemin kabulü ile davacının 21.9.1995-31.12.2000 tarihleri arası tarım … sigortalılığının geçerli sayılmasına ve davacıya bu sigortalılık süreleri ile birlikte 1.9.2005 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin verilen 30.5.2007 tarihli karar Dairemizin 30.06.2008 gün ve 2007/18070-2008/10044 sayılı kararı ile bozulmuş ve davacının 2926 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığının ,resen yapılacak zabıta araştırması ile tarımsal faaliyeti bilebilecek tanıkların dinlenmesi ve kamu kurum ve kuruluş kayıtları araştırılarak belirlenmesinden sonra SSK’ya tabi çalışmalarının kısa süreli olduğu görülmekle bu süreler dışında 2926 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılık süresini belirlenerek,bu sürelere ilişkin prim borcunun olup olmadığını da araştırdıktan sonra yaşlılık aylığı talebi yönünden de bir karar oluşturulması istenmiştir.
Mahkemece,bozma kararına uyulmuş ve davanın yazılı şekilde kabulüne karar verilmiş ise de,bozma kararına uyulmasına rağmen bozma kararı gerekleri yerine getirilmemiştir.Yerel mahkemenin,Yargıtay bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğar ve mahkemenin bozma kararı doğrultusunda işlem yapma ve hüküm verme yükümlülüğü oluşur.Bu ilke Usul Kanunun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeni ile ilgilidir.O halde Yargıtay’nın bozma kararına uymuş olan mahkeme bu yönde işlem yapmak zorundadır.Yargıtay HGK’nun 6.3.2002 günlü,1/119-135 sayılı kararıda bu yöndedir.
Mahkemenin,davacının kısa süreli SSK’lı sigortalılık süreleri dışında,1.11.1992-01.05.2000 tarihleri arasında tarım … sigortalı sayılmasına ilişkin vardığı sonuç yapılan araştırmalara göre doğru ise de,davacının,kabul edilen tüm sürelere ilişkin prim borcunun olup olmadığı tam olarak araştırılmadan,2926 sayılı Yasa’ya 4956 sayılı Yasa’nın 54.maddesi ile eklenen ek 3.maddesinin yollaması ile 1479 sayılı Yasa’nın 35/1-a bendine aykırı olarak 2926 sayılı Yasa kapsamında kalan sürelerin tümü yönünden önünden
prim borcunun olmadığının kabulü ile bu sürelerin yaşlılık aylığında değerlendirilmesi ile,davacının hizmet birleştirilmesi yolu ile SSK’dan yaşlılık aylığı istediği ve 2829 sayılı Yasa’nın 8.maddesine aykırı olarak,birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca,hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu Kurumca kendi mevzuatına göre aylık bağlanacağı ve maddede belirtilen sürenin “fiili hizmet” olup,isteğe bağlı sigortalılık sürelerinin yaşlılık aylığına esas hizmet süresinin hesabında nazara alınacağı ancak 2829 sayılı Yasa’nın 8.maddesi gereğince aylık bağlanacak sosyal güvenlik yasasının belirlenmesinde fiili hizmet süresinden sayılmayacağı açık iken,davacının son 7 yıl içerisinde 1260 gün 506 sayılı Yasa’ya tabi isteğe bağlı sigortalı olduğu sürelerin,son 7 yıldaki fiili hizmet süresinin hesabında,dikkate alınamayacağından fiili hizmet süresi fazla olan 2926 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılık süresi esas alınarak sonuca gidilmesi gerektiği,bu durumdan da davacıya 506 sayılı Yasa’ya göre aylık bağlanamayacağı dikkate alınmaksızın hüküm kurulması doğru değildir.
Yapılacak …:davacının kısa süreli SSK’lı zorunlu çalışmaları dışında kalan 1.11.1992-01.05.2000 tarihleri arasındaki tarım Bağ-Kurlu’luk süresinin tamamına ilişkin prim borcu olup olmadığını açıkça Kurum’dan sorularak,borcunun olduğunun bildirilmesi halinde,davacıya prim borcunu yatırması için önel verilip,prim borcunun yatırıldığı ayı takip eden aybaşından itibaren;2926 sayılı Yasa gereğince kabul edilen ve primi ödenen sigortalılık süreleri, askerlik borçlanma süresi ve 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu ve isteğe bağlı sigortalılık süreleri üzerinden,kısmi ya da tam yaşlılık aylığı şartlarının oluşup oluşmadığı yöntemince tespit edilip,oluşacak sonuca gereğince bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın yaşlılık aylığı yönünden yazılı şekilde kurulan hüküm usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmektedir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 10.5.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.