Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/5002 E. 2011/8850 K. 25.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5002
KARAR NO : 2011/8850
KARAR TARİHİ : 25.10.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 16.4.1987-10.8.2008 tarihleri arasında askerlikte geçen süre haricindeki çalışmalarının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının davalı işverene ait (…) nolu işyerinde 16.4.1987 tarihi ile 10.8.2008 tarihleri arasında askerlikte bulunduğu dönem dışında geçen ve davalı Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin kısmen kabulü ile davacının davalı işverene ait işyerinde 16.4.1987- 2.8.2008 tarihleri arasında sürekli çalıştığının kabulüyle bildirilen süreler dışında eksik bildirilen 2393 gün çalışmanın tespitine, fazla talebin reddine karar verilmiş ise de; varılan bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı işverence davacının (…) sicil nolu iş yerinde 16.4.1987 ve 5.8.1991 tarihlerinde işe girdiğine dair işe giriş bildirgesi verildiği, 16.4.1987-23.8.1989 ve 5.8.1991-2.8.2008 tarihleri arasında 4.572 gün bildirimde bulunulduğu, işyerinin kapsama alınış tarihinin mahkemece araştırılmadığı, davacının 30.8.1989-28.2.1991 tarihleri arasında askerlik görevini yaptığı anlaşılmaktadır.
Gerçekten, davacının işyerindeki çalışmaları 16.4.1987 ve 5.8.1991 tarihli davacının imzasını taşıyan işe giriş bildirgeleri ile Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak primleri ödenmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10.maddesinde bu tür hizmet tesbiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Gerçekten ifadesi hükme dayanak alınan tanıklar davacıyla birlikte bu işyerinde çalışan kayıtlara geçmiş kişilerden ise de; tanıkların tespiti istenen dönemlerin tamamında işyerinden bildirimleri bulunmayıp, sadece 1989 yılında ve 1993 ila 2008 (dahil) yılları arasında bildirimleri olup, başkaca aynı çevrede benzer işi yapan başka işverenlerin çalıştırdığı ve bordrolara geçmiş kimselerden de çalışanlar dinlenmemiştir.
Bu bakımdan tanık sözleri çalışma olgusu yönünden somut olgulara dayanmamakta soyut düzeyde kalmaktadır. Giderek, tanık sözlerinin inandırıcı güç ve nitelikte olduğu söylenemez.
Mahkemece davacının 1.1.1993- 2.8.2008 tarihleri arasındaki dönem yönünden verilen tespit kararı doğru ise de dinlenen tanıkların 1989, 1993- 2008 yılları arasında çalışması bulunduğundan yapılacak iş; davacının askerlikte bulunduğu 30.8.1989-28.2.1991 tarihleri arası dönem dışında 16.4.1987-23.8.1989 ve 5.8.1991-31.12.1992 tarihleri arası dönem yönünden davacı ile aynı işyerinde çalışan varsa dönem bordrosunda kayıtlı tanıkların yoksa zabıta marifetiyle tespit edilecek işyerine komşu olan diğer işyerlerinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının beyanlarına başvurularak, çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, davacının imzalı ücret tediye bordrolarını dosyaya celbederek, işyerinin 506 sayılı Yasa kapsamına hangi tarihte alındığını S.G.K’dan sormak, gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/8. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Mahkemenin kabul şekli bakımından da her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi raporunda askerlik süresi dışlanmış ise de mahkemece hüküm fıkrasında askerlik süresi dışında tespite karar verildiğinin belirtilmemiş olması hatalı olmuştur.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 25.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.