YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5089
KARAR NO : 2010/11135
KARAR TARİHİ : 09.11.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle maddi tazminat talebinin reddine, 20.000 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi ve davacı vekilincede duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 9.11.2010 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı vekili Avukat … ile karşı taraf vekili Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, davacının karşılanmayan maddi zararının belirlenmesi sırasında sigortalıya bağlanan gelirin tüm peşin sermaye değerinin indirilmesi gerekirken, ilk peşin sermaye değerinin indirilmesi hatalı ise de maddi tazminat istemi reddolunduğundun, bu yanlışlığın sonuca etkisinin bulunmadığının anlaşılmasına, temyizin kapsamı ve temyiz nedenlerine göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 26.06.2005 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu % 38,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde taraflarca temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacıya % 38,20 sürekli işgöremezlik oranı üzerinden gelir bağlandığı, 506 sayılı yasanın 109 ve 5510 sayılı Yasanın 95.maddesindeki prosedür uygulanarak davacının sürekli işgöremezlik oranının tespiti söz konusu olmadığı halde, davacıya gelir bağlanan %38,20 sürekli işgöremezlik oranı yerine, Adli Tıp 3. İhtisas kurulunca belirlenen % 39,20 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin değerlendirilmesi ve karşılanmayan maddi zararın belirlenmesi sırasında tüm peşin sermaye değeri yerine ilk peşin sermaye değerinin düşülmesi hatalı ise de, maddi tazminat isteminin reddi karşısında bu yanlışlıklar maddi tazminata yönelik dava bakımından sonuca etkili görülmemiştir. Manevi tazminata gelince: davacıya gelir bağlanan %38,20 sürekli işgöremezlik oranı yerine, %39,20 oranı üzerinden manevi tazminat takdiri hatalıdır. Ancak, gelir bağlanmasına konu teşkil eden % 38,20 sürekli işgöremezlik oranı esas alınsa bile hüküm altına alınan manevi tazminatın az takdir edildiği anlaşılmaktadır.
Davacının iş kazası sonucu % 38,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı olayda davacının % 40, davalı işverenin % 60 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. B.K’nun 47. Maddesinde hakimin bedensel bütünlüğün bozulması halinde olayın özelliklerini göz önünde tutularak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Bedensel bütünlük eş deyişle vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasızdır. Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.6.1966, 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebilir. Bu nedenle hakiminin kararında bu özellikleri objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları,paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına 30.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 20.000,00-TL’ sına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. .
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı, düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 6. Bendinden itibaren 12.bent dahil olmak üzere silinerek yerlerine;
“6-Birleşen 2009/138E sayılı dava yönünden davanın kısmen kabulü ve kısmen reddine,
7-Takdiren 30.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 26.06.2005 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla manevi tazminat isteminin reddine,
8-Alınması gereken 1.782,00-TL ilam harcından peşin alınan 675,00-TL’nin indirimi ile kalan 1.107,00-TL ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazine’ye gelir kaydına,
9-Davacı tarafından başvurma ve peşin harç olmak üzere yatırılan toplam 695,60-TL harç giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
10-Reddedilen ve kabul edilen miktarlar nazara alınarak, davacı tarafça yapılan toplam 10,00-TL yargılama giderinden takdiren 6,00-TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
11-Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, avukat ile temsil edilen davacı yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı üzerinden 3.500,00-TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
12-Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, avukat ile temsil edilen davalı yararına reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden 2.400,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, davacı yararına takdir edilen 750.00 TL duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, fazla alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalıya yükletilmesine, 09.11.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.