Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/5195 E. 2011/5888 K. 21.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5195
KARAR NO : 2011/5888
KARAR TARİHİ : 21.06.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı,19.8.2004 tarihinden bugüne kadar SSK sigortalısı olduğunun,… sigortalısı olmadığının tesbitiyle,bu tarihten itibaren … sigortalılık kaydının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava,davacının 19.8.2004 tarihinden itibaren SSK’na tabi zorunlu sigortalı olduğu,19.8.2004 tarihinden itibaren zorunlu … sigortalısı olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece … çalışmasının 506 SK’na tabi olduğu nazara alınarak davacının 19.8.2004-22.10.2009 (dava) tarihleri arasında SSK kaspamında sigortalı olduğunun 19.8.2004 tarihinden itibaren 1479 SK’na tabi zorunlu … sigortalısı olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının 1.9.1986-31.12.1999 tarihleri arasında Kordon vergi dairesinde 1.1.1991-31.12.1991 tarihleri arasında Konak Vergi Dairesinde vergi kaydının 19.8.1980 tarihinde başlayıp devam eden İnşaat Mühendisleri Oda kaydının, 26.4.1988-1.2.2009 tarihleri arasında İzmir Ticaret Odası kaydının,Taşpınar Limited Şt.ortağı olarak 25.12.1989 tarihinden itibaren devam eden Ticaret odası sicil kaydının olduğu,şirketi temsil yetkisinin 25.6.2006 tarihinde dolduğu,davacının 11.3.1986 tarihi itibariyle … sigortalısı olarak tescilinin yapıldığı ve 11.3.1986 tarihinden itibaren bugüne kadar (dava tarihi) … sigortalısı olarak kabul edildiği,prim ödemelerinin ise ,14.4.1992-26.7.2004 tarihleri arasında olduğu ve prim borcunun bulunduğu,ayrıca 11.10.1980-31.12.2009 tarihleri arasında muhtelif işyerlerinde SSK’na tabi zorunlu sigortalı çalışmalarının olduğu,çakışan SSK sürelerinin ise 10.3.1986-31.12.2009 tarihleri arasında olduğu 19.8.2004 tarihinden itibaren çakışan SSK çalışmasının 19.8.2004-31.12.2009 tarihleri arasında olduğu,davalı Kurumun davacıyı 11.3.1986 tarihinden itibaren zorunlu … sigortalısı saydığı,SSK sigortalılığını iptal ettiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık her iki sigortalılığın çakışması halinde hangi sigortalılığa öncelik verileceği noktasında toplanmaktadır.
Gerek 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu gerekse 1479 sayılı … Kanunu birbirine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olmasını yasaklayıp,sigortalının önceden başlayıp devam ede gelen sigortalılığına geçerlik tanıyarak çözüme ulaştırmaya çalışmışlardır.Yasa sistemimize göre bir kimsenin Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamında sigortalı olabilmesi için hizmet aktine tabi bir işte çalışması yanında başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında da bulunmaması gerekir.506 sayılı Yasa’nın 3.maddesinin I/f bendinde”kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların “K bendinde ise” herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların”sigortalı sayılmayacağı belirtilmiştir.Aynı şekilde 1479 sayılı Yasa’nın 24.maddesinin I ve II.fıkralarında da bir kimsenin … kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında,başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması koşuluda getirilmiştir.
Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün bulunmayıp önceden başlayıp devam eden sigortalılığa geçerlik tanınmaktadır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2001/21-627 Esas,2001/659 Karar ve 3.10.2001 günlü kararında önceden başlayan sigortalılığın asil sigortalılık olduğu özellikle belirtilmiştir.
5510 sayılı Yasa’nın 30.4.2008 tarihinde yürürlüğe giren geçici 17.maddesine göre “kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan 1479 ve 2926 sayılı kanuna göre tescilleri yapıldığı halde ,bu maddenin yürürlük tarihi itibariyle 5 yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların,bu sürelere ilişkin prim borçlarını ödenmesine ilişkin Kurumca çıkarılacak genel tebliğin yayımı tarihini takip eden aybaşından itibaren 6 ay içerisinde ödememeleri halinde,prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle,prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibariyle sigortalılıklarının durdurulacağı,prim borcuna ilişkin sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilemeyeceği ve bu sürelere ilişkin Kurum alacaklarının takip edilmeyerek ,Kurum alacakları arasında yer verilmeyeceği,ancak sigortalı yada hak sahiplerinin daha sonra müracaatları tarihindeki 80.inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak borç tutarının tamamının,borcun tebliği tarihinden itibaren üç ay içinde ödendiği takdirde bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği,sigortalılıkları önceki kanunlara göre durdurulanlar içinde bu maddenin 2. Fıkrası hükmünün uygulanacağı öngörülmüştür.
Somut olayda mahkemece hernekadar SSK’da baskın çalışması nazara alınarak dava kabul edilmiş isede davacının prim borcu ödeme isteği olmadığı son prim ödemesini 26.7.2004 tarihinde olduğu nazara alındığında 5 yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim ödemediği anlaşılmakla son prim ödediği 26.7.2004 tarihinden itibaren … sigortalılığının durdurulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı ,HUMK’nun 438/7.maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ:Hüküm fıkrasının tümden silinerek yerine;
1-Davanın kısmen kabulü ile davacının 26.7.2004 tarihinden 22.10.2009(dava) tarihine kadar … sigortalısı olmadığının,26.7.2004 tarihinde … sigortalılığının sona erdiğinin ,bu tarihler arasında SSK kapsamında zorunlu sigortalı sayılması gerektiğinin tesbitine,fazla istemin reddine,
2-Davalı Kurum harçtan muaf olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına
3-Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari ücret tarifesine göre 1.000,00 TL Avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,davanın kısmen kabulü nazara alınarak 1000,00 TL Avukatlık ücretininde davacıdan alınarak davalıya verilmesine
4-Davacı tarafından yapılan 220,60 TL yargılama giderinden davanın kısmen kabul kısmen reddine göre takdiren 180,60 TL’sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine kalanın davacı üzerinde bıkarılmasına,21.6.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

5510 sayılı Yasanın geçici 17.maddesi 30.4.2008 itibariyle yürürlüğe girmiştir.30.4.2008 tarihi itibariyle 5 yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunanlar bu hükümden yararlanabilirler.5yıllık süre bu maddenin yürürlük tarihi itibariyle hesaplanacaktır.
Somut olayda;davacı son olarak 26.7.2004 tarihinde prim ödendiğinden bu tarihten sonra 5 yıllık sürenin dolduğundan söz edilemez.
Mahkemenin davacının 11.3.1986 tarihinden 30.4.2008 tarihine kadar sigortalılık süresi dikkate alındığında yaptığı ödemelerin karşıladığı süre dışında,5 yıl veya daha fazla süreye ilişkin prim borcu varsa geçici 17 madde hükmünden yararlandırılması gerekir.
Bozma ilamındaki gerekçeye yukarıda sözettiğim nedenlerle sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum.