YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5228
KARAR NO : 2011/6386
KARAR TARİHİ : 18.07.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı, dul aylığından kesinti yapılmasına ilişkin Kurum işleminin iptaliyle, yapılan kesintilerin iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, ölen eşinden dul aylığı almakta iken davalı Kurumca hata ile ölen babasından da yetim aylığı bağlandığını, durumun davalı Kurumca farkedilmesi üzerine yetim aylığının kesildiğini, ancak davalı Kurumca yersiz ödenen aylıkların aldığı dul aylığından kesinti yapılmak suretiyle tahsil edildiğini, dul aylığından kesinti yapılmasına ilişkin Kurum işleminin hatalı olduğu ileri sürerek yapılan kesintilerin kendisine iadesini, davalı Kurum işleminin iptalini istemiştir.
Mahkemece, davacıya daha öncede hata ile yetim aylığı bağlanıp iptal edildiği ve 01.03.1996-30.10.1996 tarihleri arasında fuzulen ödenen yetim aylıklarının davacıdan geri alındığı, bu durumun davacı ve davalı Kurum bilgisinde olduğu halde davacının yeniden yetim aylığı almak için müracaatta bulunduğu, davacının davalı Kuruma yetim aylığı bağlanması için yeniden talepte bulunurken eşinden dul aylığı aldığını bildirdiği, davalı Kurumca davacının eşinden dul aylığı aldığından yetim aylığı alamayacağını bildiği halde davacıya yetim aylığı bağladığı, her iki tarafın %50 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davacıya ödenen yetim aylığının %50 sine isabet eden 2.577.34 TL lık kısmı aşan kesimin tahsiline yönelik davalı Kurum işleminin iptaline, fazla tahsil edilen kısmın davacıya iadesine, fuzulen ödenen miktar yönünden dul aylığından kesinti yapılabileceğinden bu yöndeki davalı Kurum işleminin iptaline ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacıya 15.08.1973 tarihinde ölen ve 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalı olan eşinden 01.09.1993 tarihinde dul aylığı bağlandığı, davacının babasının 19.04.1995 tarihinde ölümü üzerine 05.02.1996 tahsis talep dilekçesi üzerine 01.03.1996 tarihinde yetim aylığı bağlandığı, ancak durumun farkedilmesi üzerine bağlanan yetim aylığının iptal edilerek 01.03.1996-30.10.1996 tarihleri arasında fuzulen ödenen yetim aylıklarının davacıdan geri alındığı, davacının 16.07.2001 tarihinde ölen babasından yetim aylığı bağlanması için yeniden talepte bulunması üzerine 01.08.2001 tarihinde yeniden yetim aylığı bağlanıp daha sonra 27.12.2004 tarihinde iptal edilerek fuzulen ödenen aylıkların davacının dul aylığından kesilmeye başlandığı anlaşılmaktadır.Davanın yasal dayanağı olan 1479 sayılı Yasanın 46/2. maddesi gereğince davacının babasından yetim, eşinden dul aylığına hak kazanması halinde iki aylığı bir arada almasının yasal olarak mümkün bulunmadığı, bunlardan yüksek olanın bağlanacağı açıktır.
01.10.2008 tarihi itibariyle yürürlükten kalkan 1479 sayılı Yasanın 67 maddesinde yanlış ve yersiz ödendiği anlaşılan her türlü gelir, aylık ve sigorta yardımlarının 55. maddenin son fıkrası saklı kalmak kaydıyla ilgililerin sonraki her çeşit istihkaklarından kesilmek suretiyle geri alınacağı bildirilmiştir.
01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa’nın 96. maddesinde; “Kurum’ca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu kanun kapsamındaki her türlü ödemelerin;a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,b) Kurum’un hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurum’dan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edileceği, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri Alınacağı, alacakların yersiz ödemelere mahsubunun en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılacağı, kanunî faizin kalan borca uygulanacağı bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanacağı, yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanunî faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanacağı, yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esasların, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği” bildirilmiştir.
Konuya ilişkin 5510 sayılı Yasa öncesi mevzuata bakıldığında, 1479 sayılı Yasanın “Sigorta Yardımlarının Haczedilemeyeceği” başlıklı 67. maddesinde yersiz ödeme halinde iade yükümünün kapsamını belirleyen bir düzenleme bulunmadığı gibi, anılan Yasa içeriğinde konuyu düzenleyen başka bir düzenlemenin de yer almadığı görülmektedir. 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi ile 506 sayılı Yasada yer almayan yeni bir düzenleme getirilmiş, sebepsiz zenginleşmenin sigortalının kasıtlı kusurlu davranışından veya Kurumun hatalı işleminden kaynaklanmasına bağlı olarak istirdadı mümkün ödeme miktarları belirlenmiştir. Kapsam belirlendikten sonra, ilgilinin Kurumdan alacağı yoksa geri alma işleminin genel hükümlere göre yapılacağı öngörülmüştür. 5510 sayılı Yasanın geçici maddelerinde ise, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğini öngören herhangi bir kural yer almamaktadır.
Belirtilen nedenlerle; 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi hükmünün, Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacakları konusunda süren uyuşmazlıklara uygulanması gerekmektedir. HGK.’nun 06.04.2011 günlü, 2010/21-726 E, 2011/68 K., 15.06.2011 günlü, 2011/21-362 E., 2011/409 K., 06.07.2011 günlü, 2011/21-402 E., 2011/472 K. Sayılı kararları da bu yöndedir.
Somut olayda; gerek 1479 sayılı gerekse 5510 sayılı Yasa’nın 96. maddesinde, Kurum’un kusurlu olduğu işlemler sonucu yapılan yersiz ödemelerin ve yersiz ödemeden faydalananın iyi niyetli olması hallerinde yapılan fuzuli ödemelerin geri alınamayacağına dair bir düzenleme bulunmaması karşısında, mahkemece davacının yersiz ödenen aylıkların %50’sini iade etmesi gerektiğinin kabulüyle sonuca gidilmiş olması isabetsizdir.
Yapılacak iş; davaya konu istem ile ilgili sigortalı ve hak sahipleri yararına hükümler içeren 5510 sayılı Yasa’nın 96. maddesi doğrultusunda inceleme yapmak davacının davalı Kuruma iade ile sorumlu olduğu yersiz ödeme ve faiz miktarını belirleyip çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece açıklanan doğrultuda işlem yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının ve davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.07.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.