Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/5297 E. 2010/11137 K. 09.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5297
KARAR NO : 2010/11137
KARAR TARİHİ : 09.11.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle, 95.588.13 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacı ile davalı vekillerince istenilmesi ve davalı vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 09.11.2010 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı, davacı ve ihbar olunan Kurum adına kimse gelmedi. İhbar Olunanlardan … vekili Avukat …. geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıda karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, 10.03.2005 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu sağ gözünde görme kaybına uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Zararlandırıcı olaya maruz kalan işçinin, davalıya ait işyerinde çalışmakta iken yağ presinin helezonunun balyoz kullanılarak sökümü sırasında fırlayan bir metal parçasının sağ gözüne isabeti ile sağ gözde görme kaybına uğradığı, Sosyal güvenlik Kurumunun % 41,20 oranında sürekli işgöremezliğe uğradığından bahisle davacıya gelir bağladığı dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanununun 77.maddesinin açık buyruğudur.
Olayla ilgili olarak düzenlenen 13.08.2007 tarihli kusur bilirkişi raporunda işverenliğin % 60 , kazalının % 40 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Tarafların itirazı üzerine alınan 09.07.2009 havale tarihli kusur raporunda ise işverenliğe %90, kazalıya ise %10 kusur verilerek kusur dağılımına gidilmiştir. Bu duruma göre kusurun aidiyeti ve dağılımı açısından aynı olay nedeniyle farklı değerlendirmelerinin bulunduğu ortadadır.
Mahkemece kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeden 09.07.2009 havale tarihli kusur raporu esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve Yasaya aykırı olmuştur.
Yapılacak iş; işçi sağlığı-iş güvenliği konularında uzman ehil bilirkişi kuruluna konu yeniden inceletilerek, İş Kanununun 77.maddesinin öngördüğü koşullar ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinin ilgili maddeleri de göz önünde tutularak işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde değerlendirilerek, kusurun aidiyeti ve oranına ilişkin rapor almak, verilen rapor dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilerek kusur raporları arasındaki çelişki giderilmek ve sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın ve özellikle kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeksizin, inandırıcı güç ve nitelikte olmayan, 77.maddenin öngördüğü koşulları içermeyen 09.07.2009 havale tarihli kusur raporunun hükme dayanak almak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma neden
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre davacının temyiz itirazları ile davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 09.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.