YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5457
KARAR NO : 2010/8513
KARAR TARİHİ : 15.07.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, meslek hastalığı sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı işverenin tüm davacının ise aşağıdaki bendin kapsımı dışında kalan tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Uyuşmazlık davacıda ,meslek hastalığı sonucu oluşan %6.2 oranındaki fark maluliyet nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı davalıya ait işyerinde işçi olarak çalışırken meslek hastalığına yakalanarak 1985 tarihindeki %20 oranındaki maluliyetinin 23.12.2004 tarihinde %26.2 ye yükseldiği anlaşılmıştır.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 3.282.35 TL manevi tazminatın rapor tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş ise de hükmolunan manevi tazminatın düşük taktir edildiği açıktır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına 5.000.00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 3.282.35 TL’sına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümüyle silinmesine, yerine; Davacının davasının kısmen kabulü ile davacının kanıtlanan;
“1-Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile %6.2 oranındaki fark maluliyet nedeniyle 5.000.00 TL manevi tazminatın rapor tarihi olan 23.12.2004 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 1.000.00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine; red edilen manevi tazminat miktarı üzerinden aynı tarife gereğince hesaplanan 1.000.00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine
3-Alınması gereken 290.00 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 486.00 TL den mahsubu ile kalan 196 .00 TL’nin karar kesinleştiğinide istek halinde davacıya iadesine, davacı tarafından yatırılan 290.00 TL nispî harç, 11.20 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 301.20 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan toplam 510.00 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 230.00 TL sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinden bırakılmasına;” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalıya yükletilmesine, 15.7.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.