YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5632
KARAR NO : 2011/5858
KARAR TARİHİ : 20.06.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı,davalı işveren nezdinde 18.6.1982-15.1.1985 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Sosyal Güvenlik Kurumu ve Diyarbakır …’nın aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 18.6.1982 – 15.01.1985 tarihleri arasında Diyarbakır …’na ait Fen İşleri Müdürlüğünde şoför olarak geçen ve kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığına ait işyerinde 18.06.1982-15.01.1985 tarihleri arasında sürekli olarak çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, davacının hizmet tespitine yönelik talebinin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı, uğramadığı takdirde davacının çalışmalarının yöntemince kanıtlanıp kanıtlanmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddelerine göre Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır. Yasa’da yer alan 5 yıllık süre hak düşürücü olup mahkeme tarafından kendiliğinden nazara alınması gerektiği gibi davacının aynı işyerinde çalışmasını sürdürmesinin veya 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde tekrar aynı işyerine girerek çalışmasının, hak düşürücü sürenin işlemesine engel olmayacağı ve hak düşürücü sürenin, kesilmesi ve durmasının mümkün bulunmadığı hukuksal gerçeği de ortadadır.
İşverenin , çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği Kanun’un 79/1.maddesinde açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin dördüncü kısmında işverence verilecek belgeler düzenlenmiştir. Bunlar, aylık sigorta primleri bildirgesi (SSİYön.Madde16) , dört aylık sigorta primleri bordrosu (SSİYön. Madde 17), sigortalı hesap fişi (SSİY. Yön. Madde 18) vs.dir. Yönetmelikte sayılan bu belgelerden birisinin dahi verilmiş olması halinde artık Kanun’un 79/10 (eski 8) maddesinde yer alan hak düşürücü süreden söz edilemez. Yargıtay uygulamasında anılan maddenin yorumu geniş tutulmakta; eğer sayılan belgelerden birisi işveren tarafından verilmişse burada Kurumun işçinin çalışmasından haberdar olduğu ve artık hizmet tespiti davası için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmektedir.
Maddede belirtildiği üzere yönetmelikle tespit edilen belgelerin (işe giriş bildirgesi) verilmesi durumunda hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi çalışmaların sigorta müfettiş raporu ile saptanması durumunda da hak düşürücü sürenin geçtiğinden sözedilemeyeceği açıktır. Bir sigortalının askere gitmeden önce çalıştığı işyerini askerliğe müteakip girmesi durumunda hizmet akdi mecburi hizmet nedeniyle kesilmiş olduğundan artık hak düşürücü sürenin oluştuğundan bahsedilemez. Davacıya ödenen ücretten sigorta primi kesilen hallerde, davacının iş ve sosyal sigorta mevzuatının öngördüğü sigorta hak ve yükümlülüklerini yerine getirmesi nedeniyle Kurumun Yasa’dan kaynaklanan denetim ve inceleme görevini yapmaması karşısında hak düşürücü sürenin işlemeyeceği kabul edilmelidir.
Davacının sigortalı çalışmalarının Kuruma kısmen bildirildiği hallerde, eksik bildirimlere yönelik olarak açılan davada hak düşürücü süre işlemeyecektir. (Hukuk Genel Kurulunun 23.06.2004 gün ve 2004/21-369 E, 2004/371 K. sayılı kararı )
Halen yürürlükte olduğu şekliyle dava açma süresi beş yıl olup, hak düşürücü süredir. 506 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği tarihte beş yıl olan hak düşürücü süre 20.06.1987 tarih ve 3395 sayılı Kanunun beşinci maddesiyle on yıla çıkarılmışken, 01.06.1994 tarih ve 3995 sayılı Kanunun 3. maddesiyle tekrar beş yıla indirilmiştir.
Öte yandan, davacının çalışmalarının geçtiğini ileri sürdüğü işyeri bir kamu kuruluşuna aittir. Kamu kuruluşlarında, çalışanların kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması asıldır.
Somut olayda, davacının Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığına ait işyerinden Kuruma bildirilen sigortalı çalışması bulunmamakla birlikte davalı …’ye bağlı “İnsan Kaynakları ve Eğitim Daire Başkanlığı” tarafından düzenlenen 25.4.2008 gün ve 811 sayılı belgede davacının Fen İşleri Müdürlüğünde 179 günlük çalışması bulunduğunun belirtildiği, Kuruma ulaşma tarihi ve kayıt numarası yer almayan 1982/3, 1984/3, 1985/1.dönemlerine ait bordrolarda yer alan ve sigorta sicil numarası yazılı olmayan … isimli kişinin davacı … olduğunun iddia edildiği, davacının davalı işyerinde işe başladığına dair işe giriş bildirgesinin düzenlenmediği gibi tespite konu dönemde davalı işyerinde müfettiş incelemesi olup olmadığının da araştırılmadığı, davacının çalışmalarının geçtiğini ileri sürdüğü işyeri bir kamu kuruluşuna ait olduğu halde ücret ödeme belgeleri ile davacının işyeri özlük dosyasının getirtilmediği, 01.01.1960 doğumlu olan davacının askerlik hizmetini yapıp yapmadığının, yapmış ise askerliğe sevk ve terhis tarihlerinin ilgili Askerlik Şubesi Başkanlığından sorulmadığı, davacının çalıştığını iddia ettiği işyerinin 506 sayılı Yasa kapsamına alınma tarihinin davalı … Başkanlığına ait birden fazla işyeri bulunması nedeniyle Kurum tarafından tespit edilemediğinin bildirilmesine karşın mahkemece işyerinin açık ünvanı bildirilmek suretiyle kapsama alınma tarihinin yeniden sorulmadığı ve böylece davacının çalışma olgusunun yeterli ve gerekli bir araştırmayla hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmediği anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, öncelikle davacının talebinin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığını belirlemek amacıyla dönem bordrolarının tamamı ile davacının sigortalı sicil dosyasını ve işyeri özlük dosyasını eksiksik bir şekilde getirterek davacı adına düzenlenmiş işe giriş bildirgesi, kısmi çalışma bildirimi ve davalı işyerinde tespite konu dönemde yapılmış müfettiş incelemesi olup olmadığını araştırmak, dosyada yer alan dönem bordrolarının Kurum kayıtlarına girip girmediğini veya bordrolarda yazılı primlerin ödenip ödenmediğini Kurum’dan sormak, Kurum kayıtlarına girmediği belirlenir ise tespite konu döneme ait ücret ödeme belgeleri getirtilerek davacıya ücret ödenip ödenmediğini ve ücretinden sigorta primi kesilip kesilmediğini araştırmak, davalı …’ye bağlı “İnsan Kaynakları ve Eğitim Daire Başkanlığı” tarafından düzenlenen 25.4.2008 gün ve 811 sayılı belgenin hangi belge ve kayıtlara dayalı olarak düzenlendiğini sormak, davacının talebinin hak düşürücü süreye uğradığı anlaşılır ise davanın reddine karar vermek, hak düşürücü süreye uğramadığı anlaşılır ise davalı işyerinin 506 sayılı Yasa kapsamına alınma tarihini Kurumdan ve 01.01.1960 doğumlu olan davacının askerlik hizmetini yapıp yapmadığının, yapmış ise askerliğe sevk ve terhis tarihlerinin ilgili Askerlik Şubesi Başkanlığından sormak, dönem bordrolarında sigorta sicil numarası yazılı olmayan … ile davacının aynı kişi olup olmadığını ve davacıya ait çalışmaların bu isimle Kurum kayıtlarına geçip geçmediğini araştırmak, davacının çalıştığı dönemlerde ücretinin ne şekilde ödendiğini saptamak, bordro tanıklarını dinlemek, Kurumdan sorulmak suretiyle veya zabıta araştırması ile tespit edilecek komşu işyerlerinde benzer işi yapan işlerle uğraşan işverenler veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanların beyanlarına başvurmak, davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek çalışma olgusunu yeterli ve gerekli bir araştırmayla hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlemekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davalılardan Diyarbakır …’na iadesine,20.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.