Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/5731 E. 2010/6618 K. 08.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5731
KARAR NO : 2010/6618
KARAR TARİHİ : 08.06.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı,20.4.1982-1.8.1991 tarihleri arası … sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

KARAR

Davacı primleri kurum tarafından kabul edilen 20.04.1982-01.08.1991 döneminde zorunlu Bağ Kur sigortalısı olduğunun tesbitini, bu mümkün bulunmadığı takdirde 1992 yılında Kurumca tahsil edilen 24 000 000 TL primin davalı Kurumdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece davanın kabulü ile davacının anılan tarihler arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında isteğe bağlı sigortalı olduğunun tesbitine karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren, 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesi ilk şekliyle, sigortalılığın oluşumu için, kendi ad ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmesi yanında, ayrıca, kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu da aramıştır. Bu kuruluşlara kayıt tarihi ise, sigortalılığın başlangıcı yönünden, yasal karine kabul edilmiştir. 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Yasa, …’lu olabilme yönünden, söz konusu 24. maddenin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu kaldırmış, sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda, sigortalılığın oluşacağını yeterli görmüştür. Buna karşın, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa bağımsız çalışanların sigortalı olabilmeleri yönünden vergi yükümlülüğünü öngörmüş, vergiden muaf olanların da kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmaları durumunda yine sigortalı sayılacaklarını kabul etmiştir. Nihayet, uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 22.03.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı Yasa, sigortalılığa karine yönünden vergi kaydının, bu kaydın bulunmaması veya vergiden muaf olunması halinde, esnaf ve sanatkar sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarının esas alınacağını belirlemiştir.
Somut olayda uyuşmazlık konusu olan davacının vergi kaydı başlangıcı nedeni ile 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu Bağ Kur sigortalısı olduğu tarihin belirlenmesi noktasıdır.
Dosya içindeki bilgi ve belgelerden davacının 01.08.1991 tarihinde oto döşemeciliği işi nedeni ile başlayan vergi kaydının devam ettiği, Madeni Eşya Sanatkarları Odası kaydının 12.11.1991-devamı şeklinde Esnaf Sicil kaydının ise 19.06.1997-devamı şeklinde mevcut bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacı ilk kez 01.11.1991 tarihinde kurum kayıtlarına intikal eden 05.11.1991 tarihli bildirgeye dayalı olarak ve 01.08.1991 tarihinde başlayan vergi kaydı nedeni ile tescil edilmiş daha sonra kurum kayıtlarına 09.05.1994 tarihinde intikal eden 02.05.1994 tarihli giriş bildirgesinde yazılı vergi kaydı başlangıç tarihinin 01.08.1981 tarihi olması nedeni ile davalı kuruma tescilinin 20.04.1982 tarihi itibarı ile düzeltilerek 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu Bağ Kur sigortalısı sayılmış 20.04.1982-01.08.1991 tarihleri arasındaki döneme ilişkin primler ise kurumca tahsil edilmiştir.
Kurum daha sonra yaptığı kontrollerde anılan tarihler arasında davacının1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu Bağ Kur sigortalısı sayılmasını gerektirir kayıt bulunmaması nedeni ile bu döneme ilişkin zorunlu sigortalılığı iptal etmiştir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelerden davacının gerçek ve doğru kayıda dayalı tescilinin ilk kez 01.11.1991 tarihinde kurum kayıtlarına intikal eden 05.11.1991 tarihli bildirgeye dayalı olarak ve 01.08.1991 tarihinde başlayan vergi kaydı nedeni ile yapılan tescil olduğu, daha sonra kurum kayıtlarına 09.05.1994 tarihinde intikal eden 02.05.1994 tarihli giriş bildirgesinde yazılı vergi kaydı başlangıcının 01.08.1981 tarihi olarak görüldüğü, tescilin gerçek kayıt durumunu yansıtmadığı gibi davacının da 01.08.1981 tarihinde vergide kaydı bulunmadığını bilebilecek durumda olduğu, dolayısı ile kuruma bildirdiği vergi başlangıç tarihi itibarı ile iyiniyet iddiasında bulunmasına da imkan bulunmadığı açıktır. Bu nedenle davacı kendi ağır kusuru ve hatalı bildirimine dayalı olarak vergi ve meslek odasında kayıtlı olduğu dönem dışında geçmişe yönelik olarak hizmet süresini borçlanamaz.
Hal böyle olunca her ne kadar 01.08.1981 de başlayan vergi kaydına dayalı olarak ve 1992 affı kapsamında 20.04.1982-01.08.1991 tarihleri arasındaki döneme ilişkin primler kurumcea tahsil edilmiş ve uzunca süre kullanılmış ise de davacının iyiniyet iddiasında bulunamayacağı ağır kusurlu bildirimi sonucu elde ettiği hizmet döneminde sigortalı sayılamayacağı halde mahkemece bu dönemde 1479 sayılı Yasa kapsamında isteğe bağlı sigortalı olduğunun tesbitine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı SSK Vekili’nin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,08.06.2010 tarihli oturumda oybirliğiyle karar verildi.