Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/5853 E. 2010/8500 K. 15.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5853
KARAR NO : 2010/8500
KARAR TARİHİ : 15.07.2010

Davacı, … vekili Avukat … ile davalı, Sosyal Güvenlik Kurumu vekili Avukat … aralarındaki tespit davası hakkında Bitlis Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinden verilen 24.02.2009 gün ve 46/34 sayılı kararın temyiz dilekçesinin süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin Dairemizin 25.03.2010 gün ve 5566/3381 sayılı ilamına karşı davalı vekili tarafından süresi içinde maddi hatanın düzeltilmesi yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

K A R A R
Dairemizin 2009/5566 Esas ve 2010/3381 Karar v3 25.03.210 tarihli ilamı ile, Mahkemece 24.02.2009 tarihinde verilen kararın davalı SGK’nca 17.03.2009 tarihli dilekçe ile temyiz edilmesi üzerine temyiz süresi geçtikten sonra verilen temyiz dilekçesinin süreaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş ise de, davalı SGK vekili 20.04.2010 tarihli dilekçesi ile, dosyada 24.02.2009 tarihli süre tutum dilekçesi ile kararın süresinde temyiz edildiğini belirterek Dairemizin red kararının maddi yanılgıya dayalı olduğundan bahisle düzeltilmesini talep etmiştir.
İş Mahkemeleri Kanununun 8/3. maddesi gereğince İş Mahkemelerinden verilen kararlara ve buna bağlı Yargıtay ilamına karşı karar düzeltme yolu kapalıdır. Ancak; Yargıtay onama ya da bozma kararlarında açıkça maddi hatanın bulunduğu hallerde, dosyanın yeniden incelenmesi mümkündür. Zira maddi yanılgıya dayalı olarak verilmiş red, onama ya da bozma kararları ile hatalı biçimde hak sahibi olmak, evrensel hukukun temel ilkelerine ters düştüğünden karşı taraf yararına sonuç doğurmamalıdır. Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır.
Gerçekten; maddi yanılgı kavramından amaç; Hukuksal değerlendirme ve denetim dışında, tamamen maddi olgulara yönelik, ilk bakışta yanılgı olduğu açık ve belirgin olup, her nasılsa, inceleme sırasında gözden kaçmış ve bu tür bir yanlışlığın sürdürülmesinin Kamu düzeni ve vicdanı yönünden savunulmasının mümkün bulunmadığı, yargılamanın sonucunu büyük ölçüde etkileyen ve çoğu kez tersine çeviren ve düzeltilmesinin zorunlu olduğu açık yanılgılardır.
Uygulamada zaman zaman görüldüğü gibi, Yargıtay denetimi sırasında, uyuşmazlık konusuna ilişkin maddi olgularda, davanın taraflarında, uyuşmazlık sürecinde, uyuşmazlığa esas başlangıç ve bitim tarihlerinde, zarar hesaplarına ait rakam ve olgularda ve bunlara benzer durumlarda; yanlış algılanma sonucu, açık ve belirgin yanlışlıklar yapılması mümkündür. Bu tür açık hatalarda ısrar edilmesi ve maddi gerçeğin göz ardı yapılması, yargıya duyulan güven ve saygınlığı sarsacağı gibi, adalete olan inancı ortadan kaldırır ve yok eder.
Bu nedenledir ki; Yargıtay; bu güne değin maddi yanılgının belirlendiği durumlarda soruna müdahale etmiş baştan yapılmış açık maddi yanlışlığın düzeltmesini kabul etmiştir. Kaldı ki kimi açık maddi yanılgıya dayalı ve yanlışlığı son derece belirgin haksız ve adaletsiz sonuçların giderilmesi kamu düzeni açısından zorunludur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2002/10-895E ve 2002/838K, 2003/21-425E ve 2003/441K sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Gerçekten temyiz incelemesi sonunda Dairemizce davalı vekilinin temyiz dilekçesinin temyiz süresi geçirildikten sonra verildiğinden reddine karar verilmiştir. Ne var ki davalı vekilinin temyiz süresi içinde verdiği 24.02.2009 tarihli süre tutum dilekçesinin gözden kaçırıldığı ve verilen red kararının maddi yanılgıya dayandığı, hal böyle olunca da yerel mahkeme kararının temyiz incelemesinin yapılması gerekirken, temyiz dilekçesinin süre aşımı nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmakla Dairemizin 25.03.2010 gün 2009/5566 E, 2010/3381 K. Sayılı kararının kaldırılmasına karar verilerek dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı SGK vekilinin yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 15.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.