Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/5888 E. 2011/7911 K. 11.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5888
KARAR NO : 2011/7911
KARAR TARİHİ : 11.10.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, Davalılardan işverene ait işyerinde 15.10.1990-18.11.1991, 1.4.1992-15.12.1992, 1.4.1993-29.5.1993 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı … Başkanlığına ait işyerinde 15.10.1990-18.11.1991, 01.04.1992-15.12.1992 ile 01.04.1993-29.05.1993 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulü ile davacının 15.10.1990-18.11.1991, 01.04.1992-15.12.1992 ile 01.04.1993-29.05.1993 tarihleri arasında eksik bildirilen 577 günlük çalışmanın tespitine karar verilmiştir..
Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının adına işlem gören 1921719 sicil nolu iş yerinde 15.10.1990, 01.04.1992, 01.04.1993 tarihlerinde çalışmaya başladığını gösterir giriş bildirgelerinin Kuruma verildiği ve 15.10.1990-08.01.1991 tarihleri arasında 84 günlük çalışmalarının Kuruma bildirildiği, bildirimlere uygun olarak da primlerinin ödendiği, davacının nda 15.10.1990-29.05.1993 tarihleri arasında geçici işçi olarak çalıştığının zabıta araştırması sonucu tespit edildiği, anlaşılmaktadır.
5510 sayılı Yasanın 4/I-a bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkin geçiş hükümlerini içeren aynı Yasanın Geçici 7. maddesinde ki “bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20. maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler” hükmü gözetildiğinde, eldeki somut uyuşmazlığın dayandığı mevzuat hükümleri 506 sayılı Yasanın 79. maddesidir.
Bu tür hizmet tespitine yönelik davaların kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi icap ettiği, Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Yasal dayanağı 506 sayılı Kanun’un 79/10. maddesi olan bu tür davalarda, öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin, işveren, tarafından verilip verilmediği, ya da çalıştıklarının Kurumca tespit edilip edilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu yasal koşul oluşmuşsa işyerinin o dönemde gerçekten var olup olmadığı, kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli, daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.
Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de çalışmasının konusu sürekli, kesintili, mevsimlik mi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konularında tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre isticvap olunmalı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmeli, mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve posta başı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmelidir.
Somut olayda ifadeleri hükme dayanak alınan tanıkların ihtilaf konusu dönemin tamamında çalışması görülmediği gibi, iş yerinin resmi işyeri olması nedeni ile yetkili amir ve memurların da dinlenilmediği anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, davanın nitelikçe kamu düzenine ilişkin çalışılan işyerinde resmi Kurum olduğu ve tüm ödemelerin kayıtlara geçirildiği göz önünde tutularak, uyuşmazlık konusu dönemin tamamına ait işyeri dönem bordrolarını getirtmek, davacı ile birlikte çalışan ve varsa SSK prim bordrolarında kayıtlı kişiler veya benzer işi yapan işverenlerin kayıtlarına geçmiş kimseler ile dava konusu dönemde yapmış belediye başkanları ile müdür ve amirler tespit edilerek, anılan kişilerin bilgilerine başvurulmak, davalı Belediyeden uyuşmazlık konusu dönemle ilgili gelir-gider kayıtlarının tutulduğu defterleri ve makbuzları istemek tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın hizmet tespiti davalarının kamu düzenine ilişkin olduğu göz ardı edilerek, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hükmün bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 11.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.