Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/6142 E. 2010/11850 K. 30.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6142
KARAR NO : 2010/11850
KARAR TARİHİ : 30.11.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacılar murisinin, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacılar vekilince istenilmesi ve de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 30.11.2010 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacılar vekili Avukat … geldi. Davalılar adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıda karar tesbit edildi
K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacıların davalılardan …’e ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacıların davalılar … ve arkadaşlarına yönelik temyizlerine gelince:
Dava 03.10.2001 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacılar murisinin ölümü ile sonuçlanan kaza nedeniyle davalı …’e yönelik davanın inşaatın fenni mesulü olup kusuru bulunmadığından, diğer davalılara yönelik davanın ise gayrı menkul maliki olduklarından ve kusurlarının bulunmadığından reddine karar verilmiş ve bu karar süresinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece inşaatın fenni mesulü olduğu ve kusurunun bulunmadığından bahisle davalılardan …’e yönelik davanın reddine karar verilmiş bulunması yerindedir. Ancak arsa sahibi oldukları ve kusur verilmediğinden bahisle diğer davalılara yönelik davanın reddi hatalı olmuştur.
Davacılar murisinin … ve ortakları tarafından yaptırılmakta olan özel bina inşaatında taşeron … görgülü yanında inşaat kalfası olarak çalışmakta iken olay günü 2. bodrum kat temel betonu atılan inşaatta bina istinat duvarı ile komşu bina arasındaki boşluğa düşerek yaralandığı ve tedavi görmekte iken 08.12.2001 tarihinde öldüğü, davalılardan …’ün inşaatın fenni mesulü diğer davalıların ise olay tarihinde inşaatı yaptıran arsa sahipleri ile arsa sahiplerinin mirasçıları oldukları dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık davacılar murisinin ölümü ile sonuçlanan olay nedeniyle … dışında kalan davalıların kusurlarının bulunup bulunmadığı ve giderek kusurları bulunmasa bile tazminattan sorumlu olup olmayacakları noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece fenni mesul dışındaki davalılara yönelik davanın, arsa sahibi oldukları ve kusurlarının bulunmadığından bahisle reddine karar verilmiş ise de varılan bu sonuç doğru değildir.
Gerçekten iş kazası sonucu ölen işçinin hak sahiplerinin tazminat davası işveren veya kusurlu 3.kişilere yöneltilir. Bundan başka aracı olarak nitelendirilen kişilerce işe alınan işçilerin uğrayacakları zarardan dolayı asıl işverenin aracı ile birlikte sorumlu olacağı kaza tarihinde yürürlükte bulunan 1475 sayılı Yasanın 1/son maddesi gereğidir.
Somut olayda çözümlenmesi gereken sorun mahkemece arsa sahibi olarak nitelenen davalılar ile dava dışı Hasan görgülü arasındaki hukuki ilişkinin işveren-aracı ya da üst alt işveren biçiminde olup olmadığıdır. 1475 sayılı İ.K.’nun 1/son ve 506 sayılı Kanunun 87/2. maddeleri gereğince aracıdan söz edebilmek için öncelikle üst işveren ve bunun tarafından ortaya konulan bir iş olmalı ve görülmekte olan bu işin bölüm ve eklentilerinden biri alt işverene devir edilmelidir. Arsa sahibi davalıların arsaları üzerinde bina yaptırmak üzere yapı ruhsatı çıkararak adlarına işyeri sicil dosyası oluşturdukları, inşaatın kabasının yapımının dava dışı Hasan Görgülü…devrinin söz konusu olmadığı ortadadır. Dava dışı Hasan Görgülü ile inşaatı yaptıran arsa sahipleri arasındaki hukuki ilişkinin mahiyetine göre anılan davalıların işverenlik sıfatı ortadan kalkmadığından aralarındaki ilişkiyi üst-alt işveren olarak değerlendirmek gerekir. Bunun sonucunda da arsa sahibi davalıların olay tarihinde yürürlükte bulunan İş Kanununun 1/son maddesi gereğince hüküm altına alınacak tazminattan üst işveren olarak kusuru bulunmasa bile sorumluluğu olduğu açıktır.
Kaldı ki dosya içerisinde bulunan 14.10.2009 tarihli kusur bilirkişi raporunda inşaatı yaptıran arsa sahiplerine asıl işveren olarak % 25 oranında kusur verilmiştir. Hal böyle olunca arsa sahibi olan davalılara yönelik davanın reddinin isabetsiz olduğu açık ve seçiktir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir
O halde, davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, davacılar yararına takdir edilen 750.00 TL. duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, 30.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.