Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/635 E. 2011/3368 K. 11.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/635
KARAR NO : 2011/3368
KARAR TARİHİ : 11.04.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde Nisan 1992-Kasım 2004 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, davacının davalı işverene ait işyerinde 1992 yılı Nisan ayından 2004 yılı Kasım ayına kadar aralıksız çalıştığının tesbiti istemine ilişkinder.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 1992 yılı Nisan ayı ile 1994 yılı Mayıs ayı sonuna kadar olan istemin hak düşürücü süre nedeni ile reddi ile 01.05.1995-31.10.2004 tarihleri arasında 3420 günlük çalışmasının tespitine karar verilmiştir
5510 sayılı Yasa’nın 4/I-a bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkin olduğu, geçiş hükümlerini içeren aynı Yasa’nın Geçici 7. maddesi hükmünde “bu Kanun’un yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanun’un geçici 20. maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler” hükmü gözetildiğinde, eldeki somut uyuşmazlığın dayandığı mevzuat hükümleri 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesi olup bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Öte yandan, 506 sayılı Yasa’nın 2. maddesinde; bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanların sigortalı sayılacağı belirtilmiştir. Sigortalılığın oluşması yönünden ilk koşul taraflar arasında hizmet akdinin varlığıdır. Hizmet akdinin ana şartları ise zaman ve bağımlılık unsurlarıdır. Zaman unsurundan maksat, iş görecek kişinin, belli bir zaman dilimi içerisinde hizmetini işverenin emrine hasretmesidir. Burada asıl olan düzenli bir çalışma ilişkisinin bulunmasıdır. Çalışanın hizmetini belli zaman dilimi içerisinde, işverenin emrinde ve onun vereceği direktif doğrultusunda gerçekleştirmesi ise hizmet akdinin bağımlılık unsurunu oluşturur. İşverenin emir ve gözetimi altında hazır bekleme durumunda tabi bağımlılık unsuru gerçekleşmiş sayılır. Bu iki unsurun bir arada bulunması halinde hizmet akdinin varlığından söz edilir.
Sigortalılığın oluşması işin diğer koşullar; 506 sayılı Yasa’nın 5. maddesinde ifadesini bulan, sigortalının işini yaptığı bir işyerinin bulunması gereği, eylemli bir çalışmanın varlığı, Yasanın 3. maddesinde belirtilen istisnalara girmeme, 6. maddede belirtilen sigortalılığın şekil şartı aranmaksızın işe alınmakla kendiliğinden oluşması ve ücretin kural olarak sigortalı sayılması yönünden şart olmamasıdır. Ancak tarım işlerinde çalışanlarda 24.11.1977 tarihinde yürürlüğe giren 2100 sayılı Yasa ile ücret ve süreklilik koşullarının diğer koşullarla birlikte bulunması gerekmektedir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, işin geçtiği yerin davalı …’a ait tarım işletmesi olduğu, işletmenin bulunduğu köyde ikamet eden tarafların, tanıkların beyanına göde, davalı …’ın üzüm ve sebze üretimi yaptığı, davacının, davalının yanında 1992-2004 yılları arasında ücretli olarak çalıştığı, ekim , dikim, tarlayı çekip çevirme, traktör kullanma, tarlada çalışacak işçileri temin etme, başlarında gözetmen olarak bekleme diğer işleri yaptığı ayrıca davacının uyuşmazlık konusu dönemde … sicil nolu inşaat işinde 1994 yılında 116 gün, 1995 yılında 117 gün 506 Sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalı çalışmalarının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda; davacının Mayıs 1994 yılı öncesi çalışmalarının hak düşürücü süre nedeni ile reddine ilişkin verilen karar yerindedir. 01.05.1995-31.10.2004 tarihleri arasındaki süre yönünden,davacının traktör şoförlüğü de yaptığı gözetildiğinde hizmet akdine dayalı çalışmasının kabulü yerinde ise de bu dönemde davalı …’ın sahip olduğu tarımsal arazilerin miktarı, niteliği, yılda kaç ürün ekimi yapıldığı, sahip olduğu traktör sayısı ve iş yeri kapasitesi araştırılmadan eksik araştırmaya dayalı verilen tespit kararı doğru değildir.
Yapılacak iş; Davalı …’ın sahip olduğu ve varsa kiralayarak kullandığı tarımsal araziler ile ürettiği tarımsal ürünler ile bu üretim için yılın hangi dönemlerinde çalışılması geriktiği, yılda kaç ürün ekimi yapıldığı ve sahip olduğu traktör ve tarımsal iş makina ve işletme büyüklüğünün ilgili tarım müdürlüğünden sorularak alınacak cevap ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek, yılın tamamında mı yoksa her yıl belli süre ile mi çalıştığının tesbit edilerek sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden ilgilisine iadesien, 11.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.